ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan ve küresel ekonomiyi derinden sarsan sevkiyat krizine ilişkin çarpıcı bir açıklama yaptı. Hegseth, ABD'nin boğazın kontrolünü en başından beri elinde tuttuğunu iddia ederek, İran'la varılacak bir anlaşmanın ardından boğazın tamamen yeniden açılması için hazır olduklarını söyledi. Bu açıklama, dünya enerji ticaretinin %20'sinden fazlasının geçtiği stratejik su yolunda haftalardır süren gerilimin ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne ve Hint Okyanusu'na bağlayan dar bir su geçididir. İran, Mart ayı başında askeri tatbikatlar ve artan denetimler gerekçesiyle bölgedeki ticari geçişleri kısıtlamış, bu durum petrol ve doğal gaz fiyatlarında küresel çapta artışa neden olmuştu. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkeleri, İran'ı 'ekonomik savaş' başlatmakla suçlamıştı.
Hegseth'in açıklaması, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) bölgedeki varlığını artırdığı bir döneme denk geldi. Savunma Bakanı, 'ABD Donanması, müttefikleriyle birlikte Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlama kapasitesine her zaman sahipti. Bizim hedefimiz, İran'ı müzakere masasına getirerek boğazın tamamen açılmasını sağlamaktır' dedi.
İran yönetimi ise ABD'yi 'provokasyon' yapmakla suçlarken, boğazın kapatılmasının kendilerinin değil, ABD yaptırımlarının bir sonucu olduğunu savunuyor. Tahran, nükleer programına ilişkin müzakerelerde elini güçlendirmek için boğazı bir koz olarak kullanıyor. Uzmanlar, İran'ın boğazı tamamen kapatmaktan ziyade, trafiği yavaşlatarak ve denetimleri sıkılaştırarak psikolojik bir baskı oluşturduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki kriz, küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açtı. Brent petrol fiyatları son iki haftada %15 artarken, Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi enerji ithalatçısı ülkeler acil durum planlarını devreye soktu. Uluslararası Enerji Ajansı, boğazın kapanması halinde günlük 17 milyon varil petrolün piyasadan çekileceğini ve bunun 1973 petrol krizine benzer bir etki yaratacağını uyarısında bulundu.
ABD'nin açıklaması, Çin'in bölgedeki artan etkisine karşı bir hamle olarak da yorumlanıyor. Pekin, İran'ın en büyük petrol alıcılarından biri olarak krizden en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Öte yandan Rusya, İran'a askeri destek sinyali vererek durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Moskova, Tahran'ın boğazdaki eylemlerini 'meşru savunma' olarak nitelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki krizden doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki artış, cari açığı ve enflasyonu yukarı çekerken, Türkiye'nin İran'la olan ticari ilişkileri de hassas bir dengede duruyor. Ankara, hem ABD hem de İran'la diyalog kanallarını açık tutarak krizin kendisine yansımalarını sınırlamaya çalışıyor. Ayrıca, boğaz krizi Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefini tehdit edebilir; çünkü alternatif güzergahlar ve Orta Doğu'dan gelen enerji arzındaki aksamalar, Türkiye'nin transit ülke konumunu zayıflatma riski taşıyor. Öte yandan, Türkiye'nin Kafkasya ve Orta Asya'dan gelen enerji kaynaklarına yönelmesi, bu krizin etkilerini hafifletmede önemli bir alternatif olabilir.