ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Avrupa kıtasındaki Amerikan askeri varlığını kapsamlı bir şekilde gözden geçirme kararı aldı. Bu inceleme, NATO müttefiklerinin savunma harcamaları ve Rusya'nın Ukrayna savaşı sonrası değişen güvenlik dinamikleri ışığında gerçekleşiyor. Hegseth'in talimatıyla başlatılan süreç, mevcut birliklerin sayısı, konuşlanma noktaları ve operasyonel hazırlık seviyelerinin yeniden değerlendirilmesini içeriyor. Pentagon kaynakları, gözden geçirmenin önümüzdeki aylarda tamamlanmasının beklendiğini belirtiyor.
Gözden Geçirmenin Arka Planı ve NATO Dinamikleri
ABD'nin Avrupa'da yaklaşık 100 bin askeri bulunuyor. Bu rakam, Soğuk Savaş sonrası en yüksek seviyelerden biri. Hegseth, müttefik ülkelerin kendi savunma bütçelerini artırma taahhütlerine uyup uymadıklarını da masaya yatıracak. Özellikle Almanya, Polonya ve Baltık ülkeleri, ABD varlığının azaltılmaması yönünde yoğun lobi yapıyor. Uzmanlar, inceleme sonucunda bazı birliklerin daha doğuya kaydırılabileceğini veya dönüşümlü konuşlandırmaların artabileceğini öngörüyor.
Savaş Pilotlarına Kanat Adamı: CCA Programında Büyük Güncelleme
Haberde ayrıca, ABD Hava Kuvvetleri'nin İnsansız Muharebe Hava Araçları (CCA) programında önemli bir güncelleme olduğu bildiriliyor. Program kapsamında, gelişmiş yapay zeka ile donatılmış drone'lar, savaş uçaklarına eşlik ederek keşif, hedef tespiti ve gerektiğinde saldırı görevlerini üstlenecek. Projenin, F-35 ve F-16 gibi jetlerin yanında uçacak şekilde tasarlandığı belirtiliyor. Son güncelleme ile birlikte, prototip testlerinin hızlandırılacağı ve 2026'da ilk operasyonel yeteneğe ulaşılmasının hedeflendiği açıklandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Avrupa'daki asker konuşlanmasını gözden geçirmesi, Türkiye'nin de dahil olduğu NATO'nun doğu kanadı güvenlik mimarisini doğrudan etkileyecek. Türkiye, halihazırda İncirlik ve Kürecik üslerinde ABD varlığına ev sahipliği yapıyor. Hegseth'in incelemesi sonucunda bu üslerin statüsünde bir değişiklik olup olmayacağı merak ediliyor. Ayrıca, drone kanat adamı programı, Türkiye'nin yerli İHA/SİHA alanındaki atılımlarıyla rekabet boyutunda değerlendirilebilir; bu teknoloji sahada dengeleri değiştirebilir.