ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesi talebinin “kesinlikle kritik” olduğunu belirterek, otonom sistemler, robotik ve yapay zeka alanlarında geri kalan ülkelerin “daha da geride kalacağı” uyarısında bulundu. Hegseth, Washington'un Çin'in hızlı askeri modernizasyonunu yakından izlediği bir dönemde, bu teknolojilere yapılacak yatırımın ABD'nin stratejik üstünlüğünü koruması için hayati olduğunu vurguladı.
Bütçe Talebinin Arka Planı
Hegseth'in açıklamaları, ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) gelecek mali yıl için Kongre'ye sunduğu bütçe teklifinin bir parçası olarak geldi. Bakan, bir panel tartışmasında yaptığı konuşmada, söz konusu bütçenin sadece mevcut yetenekleri korumakla kalmayıp, aynı zamanda geleceğin savaş alanını şekillendirecek teknolojilere yatırım yapmayı amaçladığını ifade etti. Hegseth, “Otonom sistemler, robotik ve yapay zeka konusunda geri kalan, sadece geride kalmaz, aynı zamanda çok daha geride kalır” diyerek, bu alanlardaki liderliğin ABD'nin küresel askeri konumunu doğrudan etkileyeceğini belirtti.
ABD'nin 2025 savunma bütçesi talebi, önceki yıllara göre önemli bir artışı temsil ediyor. Bütçenin büyük bir kısmı, Çin'in Pasifik'te artan askeri varlığına yanıt olarak denizaltı, hipersonik füze ve insansız hava araçları gibi ileri teknoloji projelere ayrılacak. Hegseth, Çin'in son yıllarda deniz kuvvetlerini hızla genişlettiğini, yapay zeka destekli komuta-kontrol sistemlerine yatırım yaptığını ve uzay ile siber alandaki yeteneklerini geliştirdiğini hatırlattı. Bu gelişmeler, ABD'nin bölgedeki müttefikleriyle birlikte hareket etme kapasitesini de etkiliyor.
Pentagon yetkilileri, bütçenin onaylanması halinde, otonom silah sistemleri, insansız deniz araçları ve yapay zeka tabanlı istihbarat analiz platformları gibi projelere fon sağlanacağını belirtiyor. Ayrıca, müttefiklerle ortak geliştirilen teknolojilere de kaynak ayrılması planlanıyor. Hegseth, bu yatırımların caydırıcılığı güçlendireceğini ve olası bir çatışmayı önlemede kritik rol oynayacağını söyledi.
Küresel ve Bölgesel Boyut
ABD'nin savunma bütçesindeki bu artış, küresel güç dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Çin, son yıllarda savunma harcamalarını istikrarlı bir şekilde artırıyor ve askeri modernizasyon programını hızlandırıyor. Pekin yönetimi, bu harcamaları “ulusal güvenlik ve kalkınma ihtiyaçları” çerçevesinde meşrulaştırırken, ABD ve müttefikleri Çin'in Hint-Pasifik bölgesindeki artan askeri faaliyetlerinden endişe duyuyor. Hegseth'in açıklamaları, Washington'un bu endişeleri somut bir bütçe artışıyla yanıtlamaya hazırlandığını gösteriyor.
Uzmanlar, ABD'nin yapay zeka ve otonom sistemlere yapacağı yatırımın, sadece Çin'e karşı değil, aynı zamanda Rusya gibi diğer rakiplere karşı da teknolojik üstünlük sağlamayı amaçladığını belirtiyor. Ancak, bu tür teknolojilerin hızla yayılması, küresel istikrar açısından yeni riskler de barındırıyor. Özellikle otonom silah sistemlerinin yaygınlaşması, uluslararası hukuk ve etik tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
NATO müttefikleri de benzer şekilde savunma bütçelerini artırma baskısıyla karşı karşıya. ABD, ittifak içinde daha fazla yük paylaşımı çağrısı yaparken, Avrupa ülkeleri kendi yapay zeka ve otonom sistem yeteneklerini geliştirmeye çalışıyor. Hegseth'in vurgusu, ABD'nin müttefikleriyle teknoloji işbirliğini derinleştirme niyetini de yansıtıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin savunma bütçesindeki bu artış ve teknoloji odaklı yaklaşımı, Türkiye'nin savunma sanayii ve dış politikası açısından dolaylı ama önemli etkiler taşıyor. Türkiye, son yıllarda insansız hava araçları (İHA/SİHA) ve yapay zeka destekli savunma sistemlerinde kayda değer bir yetenek geliştirdi. ABD'nin bu alanlara yönelik devasa yatırımı, küresel savunma teknolojileri pazarında rekabeti artırabilir ve Türkiye'nin ihracat potansiyelini etkileyebilir. Ayrıca, NATO içinde teknoloji işbirliğinin derinleşmesi, Türkiye'nin ittifak içindeki konumunu güçlendirebilir. Ancak, ABD-Çin rekabetinin kızışması, Türkiye'nin her iki ülkeyle dengeli ilişkiler yürütmesini zorlaştırabilir. Türkiye, savunma sanayiinde bağımsızlığını koruyarak bu rekabette avantaj sağlayabilir.