Küresel havacılık sektörü, yılın ilk çeyreğinde borçlanma rekoru kırmaya devam ediyor. Atina Uluslararası Havalimanı SA (AIA) ve Portekiz'in bayrak taşıyıcısı TAP Air Portugal, bu yıl sektör genelinde görülen tarihi borçlanma dalgasına katılan son şirketler oldu. Orta Doğu'daki askeri gerilimin nispeten yumuşaması ve jeopolitik risk priminin düşmesi, yatırımcıların havacılık tahvillerine olan ilgisini artırırken, havayolları ve havalimanları da düşük faiz ortamında finansman bulma fırsatını değerlendiriyor. Uzmanlar, sektörün toparlanma sürecinde sermaye piyasalarına erişimin kritik önem taşıdığını vurguluyor.
Rekor Borçlanmanın Arka Planı
Uluslararası finans kuruluşlarının verilerine göre, 2024'ün ilk üç ayında küresel havacılık sektörü, tahvil ve kredi piyasalarından yaklaşık 45 milyar dolar borçlandı. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30'luk bir artışa işaret ediyor. Atina Uluslararası Havalimanı, bu ay 350 milyon euroluk sürdürülebilirlik bağlantılı tahvil ihraç ederek yatırımcılardan yoğun talep gördü. TAP Air Portugal ise, Portekiz hükümetinin onayıyla 500 milyon euroluk yeni bir borçlanma programı başlattı. Şirket yetkilileri, bu kaynakların filo yenileme ve dijital dönüşüm yatırımlarında kullanılacağını açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler, havacılık sektörünün finansman koşullarını doğrudan etkiliyor. İsrail-Hamas çatışmasının nispeten sınırlı kalması ve İran'ın doğrudan askeri müdahaleden kaçınması, bölgesel risk primini düşürdü. Öte yandan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan merkezli havayolları da büyüme planları kapsamında borçlanmaya gidiyor. Emirates, geçen hafta 2 milyar dolarlık sükûk (İslami tahvil) ihraç ederken, Etihad Airways de 1,5 milyar dolarlık kredi görüşmeleri yürütüyor. Sektör analistleri, küresel yolcu talebindeki güçlü toparlanmanın, havayollarının ve havalimanlarının yatırım iştahını canlı tuttuğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türk havacılık sektörü için de önemli sinyaller barındırıyor. Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla Orta Doğu ve Avrupa arasında bir köprü işlevi görüyor. Bölgede gerilimin azalması, Türk Hava Yolları ve İstanbul Havalimanı gibi önemli aktörlerin finansman maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca, uluslararası yatırımcıların artan havacılık tahvil talebi, Türk havayolu şirketlerinin de uygun koşullarla dış kaynak bulma olasılığını artırıyor. Ancak Türkiye'nin yüksek enflasyon ve kur riski, yerli şirketlerin yabancı para cinsinden borçlanmasını hâlâ zorlaştırıyor. Yine de küresel havacılık sektöründeki bu olumlu ivme, Türk oyunculara da yeni fırsatlar sunuyor.