İsrail ordusuna ait bir insansız hava aracı (İHA), Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinin kuzey mahallelerine düzenlediği saldırıda altı Filistinlinin yaralandığı bildirildi. Olay, 25 Şubat 2025 tarihinde yerel saatle öğleden sonra meydana geldi. Filistin Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, yaralıların çevredeki hastanelere kaldırıldığı ve durumlarının orta düzeyde olduğu belirtildi. Görgü tanıkları, saldırının Abasan el-Kebira beldesi yakınlarında sivillerin toplandığı bir alanı hedef aldığını, bu nedenle can kaybının daha büyük olabileceğinden endişe ettiklerini dile getirdi. İsrail ordusu ise saldırıya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Saldırının arka planı: İsrail'in Gazze'deki operasyonları
Bu son saldırı, İsrail'in Gazze Şeridi'nde 2023 yılından bu yana sürdürdüğü geniş çaplı askeri operasyonların bir parçası olarak değerlendiriliyor. İsrail güçleri, özellikle Han Yunus bölgesinde Hamas militanlarına yönelik kara ve hava operasyonlarını yoğunlaştırmış durumda. Ordu, bölgede terör tünelleri ve roket fırlatma rampaları olduğunu iddia ediyor; ancak sivil kayıpların artması uluslararası toplumun tepkisini çekiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar nedeniyle Gazze'de yerinden edilen kişi sayısı 1,9 milyona ulaşmış durumda. Han Yunus, yoğun bombardıman altında kalan ve insani yardım taşıyan konvoyların zorlukla ulaşabildiği bir bölge. Son haftalarda İsrail güçleri, kentin doğusunda ve kuzeyinde operasyonlar düzenleyerek kontrolü genişletmeye çalışıyor; bu da sivillerin güvenli bölgelere kaçışını kısıtlıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ateşkes çabaları ve uluslararası tepkiler
Han Yunus'taki saldırı, Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakerelerinin hassas bir aşamasında gerçekleşti. Taraflar arasında esir takası ve kalıcı ateşkes için dolaylı görüşmeler sürerken, İsrail'in askeri baskıyı sürdürmesi müzakereleri olumsuz etkiliyor. BM Genel Sekreteri António Guterres, sivillere yönelik saldırıları kınayarak ateşkes çağrısını yinelerken, ABD yönetimi İsrail'in meşru müdafaa hakkını savunmakla birlikte sivil kayıpların azaltılması konusunda telkinde bulunuyor. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı acil toplanma kararı alırken, bölge ülkeleri İsrail'in saldırgan politikalarına karşı ortak bir duruş sergilemeye çalışıyor. Bu gelişme, Orta Doğu'da tansiyonun yeniden yükselmesine neden olurken, Lübnan sınırında Hizbullah ile İsrail arasında da çatışmalar devam ediyor. Bölgedeki bu belirsizlik, uluslararası enerji piyasalarını ve küresel tedarik zincirlerini de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını daha önce de şiddetle kınamış ve Filistinlilere insani yardım göndermişti. Bu saldırı, Türk dış politikasının Filistin davasına verdiği desteği yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, ateşkesin sağlanması için diplomatik girişimlerini sürdürürken, bölgedeki istikrarsızlığın Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve göç hareketleri üzerinde olumsuz etkileri olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü güçlendirme çabaları, bu tür olaylarla test ediliyor. Ankara'nın hem Filistinli gruplarla hem de uluslararası toplumla diyaloğu, çözüm sürecinde kritik önem taşıyor.