İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamenei'nin naaşı, bir hafta süren yoğun katılımlı törenlerin ardından ülkenin kuzeydoğusundaki kutsal kent Meşhed'e getirilerek İmam Rıza Türbesi'nde toprağa verildi. 17 Nisan günü Tahran'da düzenlenen büyük bir cenaze töreniyle başlayan süreç, milyonlarca İranlının katıldığı kortejlerle devam etmişti. 85 yaşında hayatını kaybeden Hamenei'nin yerine geçecek isim henüz resmen açıklanmazken, İran Anayasası'nın 111. maddesi uyarınca geçici bir konsey oluşturuldu.
Bir haftalık törenler ve yas süreci
Hamenei'nin cenazesi ilk olarak Tahran'daki Musalla Camisi'nde halkın ziyaretine açıldı. Ardından başkentte düzenlenen büyük bir kortejle Üniversite Caddesi'nden Azadi Meydanı'na taşındı. Törenlere katılan kalabalığın sayısı, devlet medyasına göre 5 milyonu aştı. Daha sonra cenaze, Kum kentindeki Masume Hatun Türbesi'ne götürüldü ve burada dini liderlerin katılımıyla bir tören düzenlendi. Son olarak Meşhed'de, Şii İslam'ın en kutsal mekânlarından biri olan İmam Rıza Türbesi'nde defnedildi. Defin sırasında silahlı saldırı güvenlik önlemleri en üst seviyedeydi. Hamenei'nin cenaze namazı, en yakın dini yardımcılarından Ayetullah Ahmed Hatemi tarafından kıldırıldı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Hamenei'nin ölümü, hem İran iç siyasetinde hem de bölgesel dengelerde büyük bir boşluk yarattı. 1989'dan bu yana ülkeyi yöneten lider, İran'ın nükleer programı, bölgesel vekil güçleri ve Arap dünyasıyla ilişkilerinde belirleyici bir rol oynamıştı. Yerine geçecek ismin, İran'ın iç siyasetindeki muhafazakâr-reformist dengeleri ve bölgesel politikaları derinden etkilemesi bekleniyor. Hamenei'nin ölümü, Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki İran destekli gruplar üzerinde de belirsizlik yaratıyor. ABD ve İsrail'in, İran'ın liderlik değişimini yakından izlediği biliniyor. Rusya ve Çin ise taziye mesajları yayımlayarak istikrar çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hamenei'nin ölümü, Türkiye-İran ilişkileri açısından önemli bir dönüm noktası. İran'da liderlik değişimi, Suriye, Irak ve Kafkaslar'daki bölgesel iş birliğini etkileyebilir. Türkiye, İran'da istikrarın korunmasını tercih ederken, yeni liderin nükleer müzakere ve sınır güvenliği gibi konularda nasıl bir tutum alacağını yakından izliyor. Ayrıca İran'la enerji ticareti ve doğalgaz anlaşmaları, iki ülke arasındaki ekonomik bağları kritik hale getiriyor. Türk dış politikası, bu geçiş sürecinde dengeli bir yaklaşım benimseyerek hem İran'la diyaloğu sürdürmeye hem de Batılı müttefiklerle koordinasyonu korumaya çalışacak.