Hamas, Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmek ve esir takasını sağlamak amacıyla Mısır'ın başkenti Kahire'de ateşkes görüşmelerine katılacağını bildirdi. Hareketin üst düzey bir yetkilisi tarafından yapılan açıklamaya göre, Hamas heyeti Gazze'de kalıcı bir ateşkes, İsrail ordusunun bölgeden tamamen çekilmesi ve Filistinli esirlerin serbest bırakılması konularını ele alacak. Görüşmelerin, Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda, bölgesel bir anlaşmaya varılması için yürütülen diplomatik çabaların bir parçası olduğu belirtiliyor. Bu gelişme, uluslararası toplumun Gazze'deki insani krize ve artan ölü sayısına ilişkin endişeleri artarken geldi.
Müzakere Süreci ve Tarafların Talepleri
Hamas'ın Kahire'ye göndereceği heyetin, siyasi büro üyeleri ve müzakere komitesi yetkililerinden oluşması bekleniyor. Görüşmelerin ana gündem maddeleri arasında, Gazze'de kalıcı ateşkesin sağlanması, İsrail askerlerinin bölgeden çekilmesi, Filistinli tutukluların serbest bırakılması ve insani yardım koridorlarının açılması yer alıyor. Hamas, daha önce yaptığı açıklamalarda, İsrail'in saldırılarını durdurmayı kabul etmesi halinde, elindeki esirleri serbest bırakmaya hazır olduğunu belirtmişti.
Öte yandan, İsrail hükümeti, Hamas'ın tamamen yok edilmesi gerektiğini savunurken, esirlerin geri getirilmesi için müzakereye açık olduğunu ifade ediyor. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, ateşkes çağrılarına rağmen operasyonların süreceğini, aksi takdirde ülkenin güvenliğinin tehlikeye gireceğini söylüyor. Kahire görüşmelerinin, bu iki zıt tutum arasında bir orta yol bulunabilmesi açısından kritik öneme sahip olduğu değerlendiriliyor.
Mısır ve Katar, daha önce birçok kez Gazze'de ateşkes sağlanması için girişimlerde bulunmuş, ancak kalıcı bir sonuç elde edilememişti. Son olarak geçtiğimiz ay Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı Aberdullah'ın da katılımıyla Paris'te yapılan toplantıda, esir takası ve iki aylık ateşkes önerisi gündeme gelmişti. Ancak müzakereler çıkmaza girmiş, taraflar birbirini anlaşmayı engellemekle suçlamıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki çatışmalar, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği saldırı ve ardından İsrail'in başlattığı askeri operasyonlarla başladı. Saldırılarda yaklaşık 1.200 İsrailli hayatını kaybetmiş, 250 kişi de esir alınmıştı. İsrail'in Gazze'ye yönelik bombardımanları ve kara operasyonları sonucu ise şu ana kadar 32 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 1.8 milyon kişi yerinden edildi. Birleşmiş Milletler, Gazze'de kıtlık tehlikesi olduğu konusunda uyarılarda bulunuyor.
Kahire görüşmeleri, İsrail ile Hamas arasında doğrudan diyalog kurulamadığı için, Mısır ve Katar'ın mekik diplomasisi yürüttüğü bir sürece sahne oluyor. Mısır'ın, Gazze sınırındaki Refah Sınır Kapısı üzerinden insani yardım girişlerini koordine etmesi ve Hamas'la ilişkilerini geliştirmiş olması, ülkenin arabuluculuk rolünü güçlendiriyor. Katar ise, Hamas'ın siyasi ofisine ev sahipliği yapması nedeniyle kilit bir konumda. ABD, müzakerelerde doğrudan arabuluculuk yapmasa da, İsrail üzerindeki baskısını artırarak sürecin ilerlemesine katkı sağlamaya çalışıyor.
Uzmanlar, Gazze'de ateşkes sağlanmasının yalnızca insani bir zorunluluk olmadığını, aynı zamanda bölgesel istikrar açısından da kritik olduğunu vurguluyor. Çatışmaların Lübnan, Suriye ve Yemen'deki İran destekli gruplara sıçraması, bölgesel bir savaş riskini artırıyor. Kahire görüşmelerinin başarısız olması halinde, tansiyonun daha da yükselmesi ve küresel güçlerin çatışmaya daha fazla dahil olması beklenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki çatışmaların başlangıcından bu yana Filistin davasına güçlü destek veriyor ve İsrail'e karşı sert eleştirilerde bulunuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hamas'ı terör örgütü olarak tanımayan, aksine Filistin'in meşru temsilcisi olarak gören bir tutum sergiliyor. Türkiye, ateşkesin sağlanması için Mısır ve Katar ile koordineli diplomatik girişimlerde bulunuyor. Kahire görüşmelerinden çıkacak bir ateşkes anlaşması, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırabilir ve Türkiye'nin Filistin politikasını güçlendirebilir. Ancak, İsrail'in tutumunu sürdürmesi ve müzakerelerin çıkmaza girmesi durumunda, Türkiye'nin bölgedeki gerilimden olumsuz etkilenmesi ve mülteci akını gibi yeni sorunlarla karşılaşması riski bulunuyor. Türkiye'nin arabuluculuk gücünün sınırlı olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.