Bugün "Hamas bitti" demek kolay. Gazze harap durumda. Hareketin liderleri hedef alındı; askeri yapısı ağır darbe aldı. Yönetim kapasitesi zayıfladı; Gazze'deki tabanı her zamankinden daha yorgun ve öfkeli. Bunlar inkâr edilemez gerçekler. Ancak bu gerçekler, Hamas'ın tamamen ortadan kalktığı anlamına mı geliyor? Uzmanlar, hareketin ideolojik köklerinin, toplumsal desteğinin ve direniş kapasitesinin yeniden şekillendiğini, ancak yok olmadığını belirtiyor.
Hamas'ın Yapısal Çöküşü ve Direniş Kapasitesi
İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları, Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın komuta zincirini büyük ölçüde tahrip etti. Üst düzey komutanların çoğu etkisiz hale getirildi, tüneller hedef alındı ve roket üretim altyapısı ciddi şekilde hasar gördü. Ancak bu kayıplar, hareketin gerilla taktiklerine dönerek varlığını sürdürdüğü gerçeğini değiştirmiyor. Hamas'ın simgesel liderliği, özellikle siyasi büro üyeleri, Katar ve Türkiye gibi ülkelerde faaliyetlerini sürdürüyor.
Gazze'deki insani felaket, Hamas'a yönelik toplumsal öfkeyi artırsa da, hareketin milliyetçi söylemi hâlâ Filistin toplumunun önemli bir kesiminde karşılık buluyor. Filistinliler arasında yapılan anketler, Hamas'ın popülaritesinin savaş sonrası dönemde düştüğünü, ancak İsrail'in saldırganlığına karşı direnişi simgelemesi nedeniyle tamamen kaybolmadığını gösteriyor. Filistin yönetiminin zayıflığı ve iki devletli çözümün tıkanması, Hamas'ın ideolojik cazibesini canlı tutuyor.
Hamas'ın yönetim kapasitesindeki çöküş, hareketin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası. Savaşın ardından Gazze'de yeniden yapılanma ve güvenlik yönetimi konusunda Hamas'ın rolü belirsizliğini koruyor. İsrail, Hamas'ın Gazze'de yeniden iktidara gelmesini engellemeye çalışırken, uluslararası toplumun da bu konuda bir mutabakatı yok. Bazı kesimler, Hamas'ın siyasi bir aktör olarak yeni bir denklemde yer almasının kaçınılmaz olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyutu
Hamas'ın zayıflaması, bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. İran, Hamas'ı "direniş ekseni"nin önemli bir parçası olarak görse de, örgütün İsrail'le mücadelesindeki başarısızlığı, Tahran'ın bölgesel stratejisini gözden geçirmesine neden oldu. Katar ve Mısır'ın arabuluculuk çabaları, Hamas'ın ateşkes anlaşmalarındaki rolünü sürdürdüğünü gösteriyor. Ancak örgütün askerî kapasitesinin zayıflaması, uzun vadede bölgesel bir tehdit olarak algılanmasını azaltabilir.
Küresel ölçekte, Hamas'ın sonu tartışmaları, Filistin meselesinin çözümüne dair umutları da beraberinde getirdi. Ancak iki devletli çözümün sürdürülebilirliği, İsrail'in sağcı hükümeti ve Batı Şeria'daki yerleşimci faaliyetleri nedeniyle giderek zorlaşıyor. Hamas'ın yok olması, Filistin direnişinin sonu anlamına gelmiyor; aksine, hareketin dönüşümü, Filistin siyasetinde yeni dinamikler yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin politikası açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, Hamas'la kurduğu diyalog ve Filistin davasına verdiği destekle bölgesel bir aktör olarak öne çıkıyor. Hamas'ın zayıflaması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü etkileyebilir; ancak Ankara'nın Filistinliler arasındaki uzlaşıyı sağlama çabaları devam ediyor. Türkiye, Hamas'ın siyasi bürosuna ev sahipliği yaparak hareketin uluslararası meşruiyet kazanmasına katkı sağlıyor. Bu durum, Türkiye'nin İsrail'le ilişkilerinde de belirleyici oluyor. Bölgesel istikrar arayışında, Türkiye'nin Filistin'de kapsayıcı bir çözüm için oynayacağı rol, hem Ankara'nın dış politika hedefleri hem de Orta Doğu'daki dengeler açısından önemini koruyor.