ABD’de uzun süredir devam eden Halkbank davasında beklenmedik bir gelişme yaşandı. New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi, Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) davayı düşürme talebini kabul ederek, Türkiye’nin kamu bankası Halkbank’a yönelik İran yaptırımlarını ihlal suçlamalarını resmen geçersiz kıldı. Bu karar, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir sayfa açılmasına yol açarken, uluslararası hukuk ve yaptırım mekanizmaları açısından da önemli bir emsal teşkil ediyor.
Davanın arka planı ve gelişimi
Dava, 2016 yılında başlatılan bir soruşturma kapsamında, Halkbank’ın İran’a yönelik ABD yaptırımlarını delmek için karmaşık bir para transfer ağı kurduğu iddiasına dayanıyordu. Bankanın, İran’ın petrol ve doğalgaz gelirlerini üçüncü ülkeler üzerinden dolaştırarak ABD finans sistemine soktuğu, böylece milyarlarca doların yasa dışı yollarla taşınmasına aracılık ettiği öne sürülmüştü. Dava sürecinde 2019’da banka aleyhine iddianame hazırlanmış, ancak yargılama bir türlü sonuçlanamamıştı. Son olarak DOJ, Şubat 2025’te mahkemeye başvurarak davanın “kamu yararı” gerekçesiyle düşürülmesini talep etti. Yargıç Richard Berman, bu talebi 27 Mart 2025’te kabul etti. Kararda, davanın ABD dış politikası ve Türkiye ile ilişkiler açısından taşıdığı hassasiyet vurgulandı. Bu gelişme, Halkbank’ın New York’taki mal varlıkları üzerindeki haciz riskini de ortadan kaldırmış oldu.
Bölgesel ve küresel boyut
Karar, sadece iki ülke arasındaki hukuki bir anlaşmazlığın çözümü değil, aynı zamanda ABD’nin yaptırım politikalarında esneklik sinyali olarak yorumlanıyor. Uzmanlara göre, ABD yönetiminin bu adımı, İran’a yönelik yaptırımların sıkılaştırılması döneminde yaşanan uluslararası gerilimleri yumuşatma amacı taşıyor. Aynı zamanda, Türkiye’nin son yıllarda ABD ile normalleşme çabaları kapsamında önemli bir kazanım elde ettiği belirtiliyor. Kararın, Avrupa Birliği’nin yaptırım rejimleri ve İran’la ticaret yapan diğer ülkeler için de dolaylı etkileri olabilir. Ancak bazı AB’li diplomatlar, bu tür bir kararın yaptırım mekanizmalarının caydırıcılığını zayıflatabileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından hem diplomatik hem de ekonomik anlamda kritik bir dönüm noktası. Halkbank davası, son on yılda Türk-Amerikan ilişkilerinin en önemli gerilim kaynaklarından biriydi. Davanın düşmesi, Ankara’nın Washington nezdinde elini güçlendirirken, yaptırım riski altındaki Türk şirketleri için de rahatlatıcı bir işaret. Ayrıca, İran’la ticari ilişkileri olan Türk firmalarının üzerindeki baskıyı azaltarak, iki ülke arasındaki enerji ve ticaret hacmini canlandırabilir. Ancak, ABD’nin bu kararı alırken Türkiye’den belirli taahhütler istemiş olabileceği de unutulmamalı. Önümüzdeki dönemde, bu kararın Türkiye’nin NATO içindeki konumu ve Orta Doğu’daki denklemlere etkisi yakından izlenecek.