New York Times Beyaz Saray muhabiri Maggie Haberman, Başkan Donald Trump’ın Türkiye ziyareti dönüşünde yeni Air Force One uçağı yerine eski modeli kullanma kararına ilişkin yaptığı açıklamayı “inandırıcı bulmakta zorlandığını” söyledi. Trump, söz konusu kararın güvenlik gerekçeleriyle alındığı yönündeki haberleri reddederken, Haberman bu açıklamanın gerçeği yansıtmadığını ima etti. Olay, ABD Başkanı’nın Katar’ın yeni uçağa yaptığı mali yardımla ilgili tartışmaları bastırma çabası olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı
Başkan Trump, Türkiye’deki temaslarının ardından Washington’a dönüş yolunda, 1990’lardan kalma eski Air Force One modelini (VC-25A) kullandı. Oysa yeni nesil Air Force One (VC-25B) uçağının bakım ve modernizasyon çalışmaları tamamlanmıştı. Beyaz Saray sözcüleri başlangıçta bu değişikliğin ‘teknik bir arıza’ nedeniyle yapıldığını duyurdu. Ancak kısa süre sonra, bazı güvenlik kaynakları, uçağın Katar hükümeti tarafından finanse edilen bir ‘hediye’ olması nedeniyle potansiyel bir ‘yabancı etki’ riski taşıdığı iddiasını gündeme getirdi. Trump, bu iddiaları “saçmalık” olarak nitelendirerek, “En güvenli uçağı kullanmayı tercih ederim” dedi. Haberman ise konuya ilişkin yazısında, Trump’ın bu açıklamalarının, uçağın Katar bağlantısını gizleme çabası olduğunu öne sürdü.
Bölgesel ve küresel boyut
Olay, ABD’nin Körfez bölgesindeki müttefikleriyle ilişkileri ve başkanlık uçağının tedarik sürecindeki şeffaflık tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Katar, 2022 Dünya Kupası hazırlıkları sırasında ABD’ye yönelik çeşitli yatırım ve bağışlarla gündeme gelmişti. Yeni Air Force One’ın Katar fonlarıyla kısmen finanse edildiği iddiası, ABD Kongresi’nde de soruşturma çağrılarına yol açtı. Uzmanlar, bu tür ‘hediye’ uçakların, başkanlık makamının tarafsızlığına gölge düşürebileceğini belirtiyor. Haberman’ın çıkışı, Trump yönetiminin karar alma süreçlerine yönelik medya eleştirilerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD’nin müttefikleriyle yaşadığı güven bunalımını ve başkanlık protokolündeki usulsüzlük iddialarını yansıtıyor. Türkiye, ABD’nin Körfez ülkeleriyle askeri ve siyasi işbirliğini yakından izlemektedir. Katar’ın ABD başkanlık uçağına mali destek sağlaması, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın boyutunu göstermektedir. Ankara açısından, bu tür iddialar, ABD’nin bölgesel politikalarında şeffaflık eksikliğine işaret edebilir. Ayrıca, Türkiye’nin NATO müttefiki olarak ABD’nin karar alma mekanizmalarındaki etik standartları sorgulamasına neden olabilir. Haberman’ın analizi, medyanın bağımsız denetim işlevini hatırlatması açısından da önemlidir.