ABD'de Trump yönetiminin gündeme getirdiği yeni bir öneri, H-1B çalışma vizesi sahiplerini yakından ilgilendiriyor. Öneriye göre, işten çıkarılan H-1B vize sahiplerinin yeni bir iş bulmak için sahip oldukları 60 günlük sürenin kısaltılması planlanıyor. Bu değişiklik, özellikle teknoloji sektöründe yoğun olarak çalışan binlerce yabancı işçiyi doğrudan etkileyebilir. Uzmanlar, bu adımın ABD'nin nitelikli işgücüne erişimini zorlaştırabileceği ve küresel rekabet gücünü olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Yeni Plan Neler Getiriyor?
Mevcut düzenlemelere göre, H-1B vizesiyle çalışan bir kişi işten çıkarıldığında, ülkeyi terk etmek zorunda kalmadan önce 60 gün içinde yeni bir işveren bulup vize transferi yapma hakkına sahip. Bu süre, çalışanlara hem yeni bir iş arama hem de statülerini koruma imkanı tanıyor. Ancak Trump yönetiminin üzerinde çalıştığı yeni plan, bu sürenin 60 günden daha da kısaltılmasını öngörüyor. Planın detayları henüz netlik kazanmamış olsa da, sürenin 30 güne kadar indirilebileceği konuşuluyor.
Bu değişiklik, özellikle teknoloji şirketlerinde çalışan Hindistan ve Çin kökenli mühendisler başta olmak üzere, H-1B vizesiyle ABD'de istihdam edilen yüz binlerce kişiyi etkileyebilir. 2023 yılında H-1B vizesi için yapılan başvuru sayısının 780 bini aştığı göz önüne alındığında, bu düzenlemenin ne kadar geniş bir kitleyi ilgilendirdiği daha iyi anlaşılıyor. Ayrıca, yeni planın sadece iş arama süresini kısaltmakla kalmayıp, aynı zamanda vize transfer süreçlerini de zorlaştırması bekleniyor.
Küresel İşgücü Piyasasına Etkileri
ABD, uzun yıllardır H-1B programı aracılığıyla dünyanın dört bir yanından nitelikli işgücünü kendine çekiyor. Silikon Vadisi başta olmak üzere birçok teknoloji merkezi, bu program sayesinde küresel yetenek havuzundan faydalanıyor. Ancak bu tür kısıtlamalar, ABD'nin bu alandaki cazibesini kaybetmesine yol açabilir. Özellikle Kanada, Almanya ve Singapur gibi ülkeler, daha esnek göçmenlik politikalarıyla bu işgücünü kendi topraklarına çekmeye çalışıyor.
Uzmanlar, iş arama süresinin kısaltılmasının, işten çıkarılan çalışanların stresini artıracağını ve zaten zorlu olan iş bulma sürecini daha da güçleştireceğini belirtiyor. Ayrıca, bu durumun, şirketlerin yabancı çalışan istihdam etme isteğini azaltabileceği ve dolayısıyla ABD ekonomisine zarar verebileceği ifade ediliyor. Öte yandan, bu tür bir düzenlemenin yasal süreçlere takılması da olası. Göçmen hakları savunucuları, bu planın ayrımcı olduğunu ve mahkemeye taşıyacaklarını açıkladı.
Bu planın hayata geçmesi durumunda, sadece bireysel çalışanlar değil, aynı zamanda onların aileleri de olumsuz etkilenecek. Eşlerin çalışma izinleri, çocukların eğitimi gibi konular da bu süreçte belirsizlik yaşayacak. Ayrıca, bu durumun, ABD'deki yabancı öğrencilerin mezuniyet sonrası çalışma planlarını da etkilemesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'den ABD'ye çalışmak için giden binlerce profesyoneli yakından ilgilendiriyor. Türk mühendisler ve yazılımcılar, özellikle teknoloji alanında H-1B vizesiyle ABD'de istihdam ediliyor. İş arama süresinin kısaltılması, bu kişilerin işten çıkarılma durumunda çok daha zor bir durumda kalmasına neden olabilir. Bu durum, Türkiye'nin beyin göçü sorununu daha da derinleştirebilir; zira bu profesyoneller, belki de Türkiye'ye dönmek yerine Kanada veya Avrupa ülkelerini tercih edebilir. Uzun vadede, bu durumun Türkiye'nin teknoloji ekosistemine olumlu bir etkisi olabileceği gibi, ABD'deki Türk diasporasının gücünü de azaltabilir. Türkiye'nin, vatandaşlarının bu tür zorluklarla karşılaşmaması için diplomatik girişimlerde bulunması ve alternatif çalışma imkanları sunan ülkelerle iş birliğini artırması önem taşıyor.