Dr. Asma Zafirah, Kalimantan'ın yanıp yanmadığını anlamak için uydu görüntülerine ihtiyaç duymuyor. Malezya'nın Sarawak eyaletindeki kliniğinde, hastalarının sulu gözlerinden ve zor nefes alışlarından, zehirli havadan korunmak için okula gönderilmeyen çocuklardan durumu anlıyor. Güneydoğu Asya'nın sınır aşan zehirli sis krizi, Endonezya'nın Kalimantan bölgesindeki orman yangınlarından kaynaklanıyor ve komşu ülkeleri etkiliyor. Bölgesel kurumların etkisiz müdahalesi, her yıl tekrarlanan bu çevre ve sağlık felaketini daha da kötüleştiriyor.
Yangınların Kaynağı ve Bölgesel Etkisi
Endonezya'nın Kalimantan ve Sumatra adalarında her yıl kuru mevsimde çıkan orman yangınları, bölgesel bir sis bulutuna dönüşerek Malezya, Singapur ve Tayland'a kadar ulaşıyor. Yangınların çoğu, tarım arazisi açmak için kullanılan "slash and burn" yöntemiyle bilinçli olarak yakılan turbalık alanlardan kaynaklanıyor. Turbalık yangınları, normal orman yangınlarından çok daha fazla duman ve karbon salımına neden oluyor. 2015 yılındaki büyük yangınlarda 2,6 milyon hektar alan kül olmuş, 500 binden fazla kişi solunum yolu hastalıklarından etkilenmiş ve bölge ekonomisine 16 milyar doları aşan zarar verilmişti. 2019'daki yangınlar da benzer bir yıkıma yol açtı; Malezya'da binlerce okul tatil edildi, Singapur'da açık hava etkinlikleri iptal edildi.
Dr. Zafirah gibi sağlık çalışanları, her yıl artan hasta sayısıyla mücadele ediyor. Sarawak'taki kliniklerde astım, bronşit ve göz enfeksiyonları vakalarında ciddi artışlar görülüyor. Özellikle çocuklar ve yaşlılar en savunmasız gruplar arasında. Malezya hükümeti, hava kalitesi endeksinin tehlikeli seviyelere ulaşması durumunda okulları kapatma yetkisini kullanıyor, ancak bu önlemler yeterli olmuyor. Bölge halkı, her yıl tekrarlanan bu kriz karşısında çaresizlik içinde.
Bölgesel Kurumların Yetersizliği ve Siyasi Engeller
Güneydoğu Asya Uluslararası Birliği (ASEAN), 2002 yılında Sınır Aşan Sis Kirliliği Anlaşması'nı imzalamış olsa da, bu anlaşma yaptırım mekanizmalarından yoksun. Endonezya, egemenliğine müdahale olarak gördüğü için dış müdahaleye sıcak bakmıyor. Malezya ve Singapur, her yıl yaşanan kriz karşısında diplomatik yollarla çözüm arasa da somut bir ilerleme kaydedilemiyor. Sivil toplum kuruluşları ve çevre örgütleri, ASEAN'ın etkisizliğini eleştiriyor ve bağlayıcı bir anlaşma çağrısı yapıyor. Ancak ekonomik çıkarlar ve tarım lobileri, yangınları körükleyen yasadışı yakma faaliyetlerinin önüne geçilmesini zorlaştırıyor.
Endonezya hükümeti zaman zaman yangınları söndürmek için askeri müdahale ve bulut tohumlama gibi yöntemlere başvuruyor, fakat bu çabalar kalıcı çözüm sunmuyor. Krizin temelinde, palmiye yağı ve kağıt hamuru endüstrilerinin yol açtığı ormansızlaşma yatıyor. Büyük şirketler, arazi açmak için yasadışı yollarla ateşe başvuruyor ve yerel yönetimlerin denetim eksikliği bu durumu derinleştiriyor. Bölge halkı, hem sağlık hem de geçim kaynakları açısından ağır bedel ödüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güneydoğu Asya'daki zehirli sis krizi, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de küresel çevre yönetişimi ve iklim değişikliğiyle mücadele açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, son yıllarda orman yangınlarıyla mücadelede deneyim kazanmış bir ülke olarak, bölgesel işbirliği mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca, palmiye yağı ve kağıt ürünleri ticaretinde sürdürülebilirlik standartlarının önemi artıyor; Türk şirketleri için tedarik zincirlerinde çevresel riskleri yönetmek kritik hale geliyor. Kriz, sınır aşan çevre sorunlarının çözümünde uluslararası dayanışmanın ve bağlayıcı anlaşmaların gerekliliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.