Güneydoğu Asya'da haftalardır etkili olan zehirli duman, bölge halkının sağlığını tehdit ediyor. Endonezya'nın Sumatra ve Kalimantan adalarında çıkan orman yangınları ve kasten yakılan turba arazileri, Malezya ve Singapur'a kadar ulaşan yoğun bir duman bulutu oluşturdu. Olaydan sorumlu tutulan şirketler ve yangınları durduramayan yetkililere yönelik öfke giderek büyüyor.
Yangınların arka planı: Kuru sezon ve yasadışı yakma
Her yıl kuru sezonun başlamasıyla Endonezya'da tarım arazisi açmak amacıyla ormanlar ve turba bataklıkları yakılıyor. Bu yıl da benzer bir durum yaşandı; ancak El Nino etkisiyle hava koşullarının daha kurak geçmesi yangınların kontrol altına alınmasını zorlaştırdı. yetkililer, binlerce hektarlık alanın kül olduğunu ve yangınların büyük bölümünün büyük şirketlere ait arazilerde çıktığını belirtiyor. Endonezya hükümeti, yangınlarla mücadele için binlerce personel ve helikopter görevlendirdiğini açıkladı, ancak eleştirmenler müdahalenin yetersiz kaldığını savunuyor.
Çevre örgütleri, yangınların çoğunun kağıt ve palmiye yağı endüstrisinde faaliyet gösteren büyük şirketler tarafından çıkarıldığını öne sürüyor. Bu şirketlerin bazıları, tedarik zincirlerinde yerel halkı veya küçük çiftçileri suçlayarak sorumluluğu reddediyor. Ancak uydu görüntüleri ve yangın noktalarının haritalandırılması, yangınların önemli bir kısmının büyük plantasyon alanlarında yoğunlaştığını gösteriyor. Endonezya polisi, geçtiğimiz aylarda yangınlarla bağlantılı olarak birçok kişiyi gözaltına aldı ve bazı şirketlere yönelik soruşturma başlattı. Yine de cezaların caydırıcılıktan uzak olduğu ve yargı süreçlerinin yavaş işlediği belirtiliyor.
Hükümet yetkilileri, yangınların büyük bölümünün kasıtlı olarak çıkarıldığını kabul ediyor, ancak büyük şirketleri sorumlu tutmaktan kaçınıyor. Devlet Başkanı Joko Widodo, yangınlarla mücadelede kararlı olduklarını söylese de, çevre aktivistleri hükümetin ekonomik çıkarlar nedeniyle şirketlere karşı yeterince sert önlem almadığını dile getiriyor. Yerel halk ise hem sağlık sorunlarıyla hem de geçim kaynaklarının yok olmasıyla mücadele ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Dumanın sınır tanımayan etkisi
Yangınlardan çıkan duman, sadece Endonezya'yı değil, komşu ülkeler Malezya ve Singapur'u da etkiledi. Bu ülkelerde hava kalitesi endeksi tehlikeli seviyelere ulaştı, okullar tatil edildi ve halka evlerinden çıkmamaları tavsiye edildi. Singapur hükümeti, dumanın yıllık ekonomik maliyetinin milyarlarca doları bulduğunu tahmin ediyor. Bölgesel işbirliği mekanizmaları, 2014 yılında imzalanan Sınır Aşan Duman Kirliliği Anlaşması'na rağmen etkili olamıyor. Endonezya anlaşmayı henüz onaylamadı ve komşularına yardım tekliflerine sıcak bakmıyor.
Bilim insanları, yangınların iklim değişikliğiyle bağlantısına dikkat çekiyor. Turba bataklıklarının yakılması, atmosfere büyük miktarda karbondioksit salınımına neden oluyor ve bu da küresel ısınmayı hızlandırıyor. Ayrıca, dumanın neden olduğu solunum yolu hastalıkları nedeniyle binlerce kişi hastaneye başvurdu. Dünya Sağlık Örgütü, uzun süreli maruziyetin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Uluslararası baskılar artıyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli çevre örgütleri, Endonezya hükümetine yangınları durdurma ve sorumluları cezalandırma çağrısı yapıyor. Ancak ekonomik kalkınma önceliği ve palmiye yağı endüstrisinin ülke ekonomisindeki ağırlığı, etkili önlemleri zorlaştırıyor. Bölge halkı ise her yıl tekrarlanan bu çevre felaketine karşı kalıcı çözüm bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güneydoğu Asya'daki orman yangınları ve sınır aşan duman sorunu, küresel iklim krizinin somut bir yansıması olarak Türkiye için de dersler içeriyor. Türkiye, son yıllarda Akdeniz havzasında artan orman yangınlarıyla mücadele ediyor; Endonezya örneği, kuraklık ve kasten yakma gibi faktörlerin yol açtığı felaketlerin sınır tanımadığını gösteriyor. Ayrıca, bölgesel işbirliğinin önemi ve uluslararası anlaşmaların etkin uygulanması gerekliliği ortaya çıkıyor. Türkiye'nin iklim diplomasisinde aktif rol alması ve orman yangınlarıyla mücadelede uluslararası işbirliğini güçlendirmesi, hem çevresel hem de ekonomik açıdan faydalı olacaktır. Palmiye yağı gibi emtia tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik standartlarının gözetilmesi de Türkiye'nin dış ticaret politikalarında dikkate alması gereken bir konu.