Güney Lübnan'ın sakin köyü Deir Qanun al-Nahr, İsrail ile Hizbullah arasındaki son çatışmalarda hayatını kaybedenleri son yolculuğuna uğurluyor. Mezar kazıcılar, İsrail hava saldırılarında ölenler için yeni çukurlar hazırlarken, önceki savaşlardan kalma mezarların hemen yanı başında üç büyük portre taşıyan taze mezarlar dikkat çekiyor. Köy sakinleri, 2006 savaşının izleri henüz silinmemişken, bir kez daha aynı acıyı yaşamanın tarifsiz bir hüzün olduğunu belirtiyor.
Çatışmaların Ardındaki Dinamikler
İsrail ile Hizbullah arasındaki gerilim, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının ardından tırmandı. Hizbullah, Hamas'la dayanışma amacıyla İsrail'in kuzeyine füze ve roket atışları başlattı. İsrail ise ağır topçu atışları ve hava saldırılarıyla karşılık verdi. Deir Qanun al-Nahr, bu çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden biri haline geldi. Köydeki can kayıpları, 2006 savaşını hatırlatırken, sivil halkın korunması konusunda endişeleri artırıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, son çatışmalarda Lübnan'da 1.500'den fazla kişi hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yerinden edildi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Çatışmaların bölgesel etkileri, İsrail ve Hizbullah'ın yanı sıra İran, Suriye ve Amerika Birleşik Devletleri'ni de ilgilendiriyor. İran'ın en önemli vekil gücü olan Hizbullah, İsrail'e yönelik saldırılarıyla Tahran'ın bölgedeki nüfuzunu genişletmeye çalışıyor. ABD, İsrail'e tam destek verirken, bölgesel bir savaşın başlamasını engellemek için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Fransa, BM çatısı altında ateşkes sağlanması için Lübnanlı yetkililerle temasta. Öte yandan, çatışmaların Lübnan ekonomisi üzerindeki yıkıcı etkisi, ülkenin zaten kırılgan olan yapısını daha da zorluyor. Lübnan lirası değer kaybederken, temel gıda maddelerine erişim giderek güçleşiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki çatışmalar, Türkiye'nin bölgesel istikrar hedefleri açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye, İsrail ile Hizbullah arasındaki gerilimin büyümesini endişeyle izlemektedir. Bu durum, Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliğini tehdit edebileceği gibi, Suriye'den Lübnan'a uzanan göç dalgalarını da tetikleyebilir. Türkiye, bölgesel bir savaşın çıkmasını engellemek için diplomatik arabuluculuk rollerini kullanabilir. Ayrıca, çatışmaların Türkiye'nin Lübnan'daki ekonomik çıkarlarını (inşaat, ticaret) olumsuz etkileme riski bulunmaktadır. Bu nedenle Ankara, ateşkes ve siyasi çözüm için aktif girişimlerde bulunmalıdır.