Güney Kore maliye bakanı, borsadaki son dalgalanmalara ve borsa yatırım fonlarına (ETF) yönelik talepteki yavaşlamaya rağmen hükümetin piyasa istikrarını sağlamak için önlemler alacağını ve yatırımcı güvenini koruyacağını açıkladı. Kore Cumhuriyeti, Asya'nın dördüncü büyük ekonomisi olarak küresel piyasalardaki dalgalanmalardan etkilenirken, yetkililer yeni bir istikrar paketi üzerinde çalıştıklarını duyurdu.
Gelişmenin Arka Planı
Güney Kore Maliye Bakanı Choi Sang-mok, Seul'de yaptığı açıklamada, hükümetin hisse senedi piyasasındaki oynaklığı azaltmak için "piyasa istikrar önlemleri" uygulayacağını söyledi. Bu karar, ülkenin ana endeksi KOSPI'nin son haftalarda yüzde 5'in üzerinde değer kaybetmesi ve ETF'lere yönelik talebin belirgin şekilde yavaşlaması sonrası geldi. Özellikle teknoloji hisselerindeki satış baskısı, küresel çapta yapay zeka ve yarı iletken hisselerindeki sert düşüşün ardından Kore borsasını da etkiledi.
Asya'nın en büyük ikinci ETF piyasasına sahip olan Güney Kore'de, bireysel yatırımcıların borsaya akın etmesiyle son iki yılda ETF varlıkları 120 trilyon wonu (yaklaşık 90 milyar dolar) aşmıştı. Ancak son aylarda, küresel merkez bankalarının faiz artırım patikasına ilişkin belirsizlikler ve Çin ekonomisindaki yavaşlama, yatırımcıların risk iştahını azalttı. Bu da borsa yatırım fonlarından çıkışlara yol açtı.
Hükümetin planladığı önlemler arasında, piyasa yapıcılığı faaliyetlerinin güçlendirilmesi, kısa vadeli satış baskısını azaltmak için açığa satış kurallarının sıkılaştırılması ve bir piyasa istikrar fonu oluşturulması gibi adımlar yer alıyor. Ayrıca, Devlet Konseyi'nin ekonomik politikalarını koordine eden birimin, piyasadaki gelişmeleri yakından izleyeceği ve gerektiğinde ek tedbirler alacağı belirtildi.
Uzmanlar, bu önlemlerin kısa vadede piyasalara destek sağlayabileceğini ancak asıl etkenin küresel ekonomik koşullar olduğunu vurguluyor. Daishin Securities analisti Lee Kyung-soo, "Hükümetin istikrar paketleri genellikle geçici bir rahatlama sağlar; asıl belirleyici olan ABD Merkez Bankası'nın faiz politikası ve Çin'in büyüme hızıdır" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Kore'nin aldığı önlemler, Asya-Pasifik bölgesindeki benzer girişimlerle paralellik gösteriyor. Japonya ve Tayvan da geçtiğimiz aylarda piyasa oynaklığını dizginlemek için çeşitli adımlar atmıştı. Bölge genelinde, küresel sermaye akışlarının yön değiştirmesi ve doların güçlenmesi, gelişmekte olan piyasalarda dalgalanmalara yol açıyor.
Küresel ölçekte ise, yatırımcıların merkez bankalarının şahin duruşuna karşı temkinli olması ve jeopolitik risklerin tırmanması, borsa rallilerinin kırılganlaşmasına neden oluyor. Güney Kore ekonomisi, ihracata dayalı yapısı nedeniyle global ticaretteki daralmadan doğrudan etkileniyor. Yarı iletkenler ve otomotiv gibi ana ihracat kalemlerindeki zayıflık, ülkenin ekonomik görünümünü olumsuz etkiliyor.
Bu ortamda, hükümetin piyasa istikrarına yönelik açıklamaları, hem yerli hem yabancı yatırımcılara güven mesajı verme amacı taşıyor. Ancak analistler, bu tür politikaların kalıcı bir iyileşme için yeterli olmadığını, yapısal reformların şart olduğunu savunuyor. Kuzey Kore ile yaşanan gerilimin tırmanması da piyasalara ek bir risk unsuru olarak ekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Kore'deki piyasa dalgalanmaları ve hükümetin istikrar önlemleri, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalarda da yankı buluyor. Türkiye ekonomisi de benzer şekilde döviz kuru oynaklığı ve dış finansmana duyarlılıkla karşı karşıya. Kore'nin bu deneyimi, hükümetin piyasa müdahalelerinin etkinliği konusunda Türk yetkililere dolaylı bir referans oluşturabilir.
Küresel risk iştahındaki azalma, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde baskı yaratmakta; bu durum Türk lirasına da yansımaktadır. Türkiye'nin ihracat pazarlarından biri olan Asya'daki bu tür gelişmeler, ticaret kanalları aracılığıyla dolaylı etkiler yaratabilir. Ancak doğrudan bir ilişki kurmak için henüz erken olabilir; yine de Kore'nin finansal istikrar adımları, yükselen piyasa ekonomilerinin ortak kırılganlıklarını bir kez daha gözler önüne seriyor.