Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung, Cumartesi günü yaptığı açıklamayla Kuzey Kore yönetimine resmi diyalog çağrısında bulundu. Lee, 70 yılı aşkın süredir teknik olarak devam eden Kore Savaşı'nı sona erdirecek bir barış anlaşması için Pyongyang ile müzakere masasına oturmaya hazır olduklarını belirtti. Kore Savaşı, 1953'te imzalanan ateşkes anlaşmasıyla sona ermiş olsa da, taraflar arasında kalıcı bir barış antlaşması imzalanmadığı için iki ülke hukuken hâlâ savaş durumunda kabul ediliyor. Lee'nin bu çıkışı, bölgede tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde diplomatik bir adım olarak yorumlandı.
Gelişmenin arka planı
Lee Jae-myung, başkent Seul'de düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, Kore Yarımadası'nda kalıcı barışın tesisi için Kuzey Kore ile doğrudan görüşme önerisini yineledi. Güney Kore lideri, "Savaşın teknik olarak bitmemiş olması, bölgedeki istikrarı tehdit eden en büyük faktörlerden biridir. Bu tarihi yükü ortadan kaldırmak için Pyongyang ile her düzeyde diyaloga hazırız" ifadelerini kullandı.
Kore Savaşı, 25 Haziran 1950'de Kuzey Kore'nin Güney Kore'ye saldırmasıyla başlamış, Birleşmiş Milletler öncülüğündeki uluslararası güçlerin müdahalesiyle 27 Temmuz 1953'te ateşkesle sonuçlanmıştı. Ancak taraflar arasında bir barış antlaşması imzalanmadığı için, iki ülke arasındaki sınır olan Askeri Sınır Çizgisi hâlâ dünyanın en yoğun silahlanmış sınırlarından biri olma özelliğini taşıyor. Ateşkes anlaşmasını imzalayan taraflar arasında Kuzey Kore, Çin ve Birleşmiş Milletler Komutanlığı bulunuyor; Güney Kore ise anlaşmaya taraf olarak imza atmamıştı.
Lee Jae-myung'un bu önerisi, selefi Yoon Suk-yeol döneminde Kuzey Kore ile ilişkilerin donma noktasına gelmesinin ardından atılmış ilk kapsamlı adım olarak değerlendiriliyor. Yoon yönetimi, Pyongyang'ın nükleer programına karşı sert bir tutum sergilemiş ve diyalog kapılarını neredeyse tamamen kapatmıştı. Yeni yönetim ise daha yapıcı bir yaklaşım sergileyerek, önceki başkanların "güneş ışığı politikası" çizgisine yakın bir duruş benimsiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kore Yarımadası'ndaki barış çabaları, yalnızca iki Kore'yi değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Çin, Kuzey Kore'nin en önemli müttefiki ve ekonomik destekçisi konumunda. Pekin yönetimi, Kore Yarımadası'nda istikrarın sağlanmasının kendi güvenlik çıkarları açısından kritik olduğunu sıklıkla dile getiriyor. Öte yandan Japonya, Güney Kore ile birlikte ABD'nin bölgedeki temel müttefiklerinden biri. Tokyo, Kuzey Kore'nin balistik füze denemeleri ve nükleer programı nedeniyle güvenlik endişeleri taşıyor.
ABD ise Kore Savaşı'na asker gönderen ülkelerin başında geliyor ve halen Güney Kore'de yaklaşık 28 bin asker bulunduruyor. Washington yönetimi, Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan arındırılması hedefini desteklerken, Kuzey Kore'nin insan hakları ihlalleri ve saldırgan söylemleri nedeniyle Pyongyang'a karşı yaptırımları sürdürüyor. Lee Jae-myung'un barış çağrısının ABD yönetimince nasıl karşılanacağı merak konusu.
Uzmanlar, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un diyalog önerisine sıcak bakmayabileceğini, zira Pyongyang'ın son yıllarda nükleer silah kapasitesini artırmaya odaklandığını belirtiyor. Kim, geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamalarda Güney Kore ile görüşmelere kapıyı kapatmış ve iki ülke arasındaki ilişkiyi "iki düşman devlet" olarak tanımlamıştı. Bu nedenle Lee'nin önerisi, kamuoyunda umutla karşılansa da, pratikte sonuç vermesi için uzun bir süreç gerekebilir.
Kore Savaşı'nın resmen sona ermesi, yalnızca siyasi bir sembol olmanın ötesinde, bölgedeki askeri gerilimi azaltabilir ve ekonomik iş birliğinin önünü açabilir. İki Kore arasında kurulacak kalıcı barış, özellikle sınır bölgesindeki mayınlı arazilerin temizlenmesi, ortak ekonomik bölgelerin kurulması ve aile birleşmelerinin yeniden başlaması gibi somut adımları da beraberinde getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kore Yarımadası'ndaki barış çabaları, Türkiye'nin güvenlik politikaları açısından dolaylı bir önem taşıyor. Türkiye, Kore Savaşı'na asker göndererek NATO müttefiki olarak BM güçlerine destek vermiş ve bu vesileyle uluslararası toplumdaki itibarını güçlendirmişti. Bugün ise Ankara'nın Kuzey Kore ile doğrudan ticari veya siyasi ilişkileri sınırlı. Ancak küresel güç dengelerinde yaşanan değişim, Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesindeki gelişmelere kayıtsız kalmasına izin vermiyor. Güney Kore ile savunma sanayii alanında iş birliği projeleri yürüten Türkiye, bölgede istikrarın sağlanmasını kendi ekonomik çıkarları açısından da olumlu görüyor. Öte yandan, Kuzey Kore'nin nükleer programı, küresel silahsızlanma çabalarını zayıflatan bir faktör olarak Türkiye'nin de içinde bulunduğu uluslararası toplumun ortak kaygısı. Bu nedenle Lee Jae-myung'un barış girişimi, Ankara tarafından da yakından takip ediliyor.