Güney Çin Denizi ve Luzon Boğazı'nda Filipinler ile Çin güçleri arasındaki olaylar son haftalarda hızla arttı. İki ülke, bölgedeki egemenlik iddialarını küçük botlar, sahil güvenlik kotraları ve uçaklarla uygulamaya çalışırken, en az birkaç ciddi karşılaşma yaşandı. Olaylar, özellikle Filipinler'in Batı Komutanlığı bölgesinde ve Luzon Boğazı çevresinde yoğunlaşıyor. Çin'in artan deniz milisleri ve sahil güvenlik unsurları, Filipinler'in ikmal görevlerine müdahale ediyor. Filipinler ise müttefikleriyle ortak devriyeler düzenleyerek yanıt veriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Filipinler ve Çin arasındaki gerilim, 2016'daki Lahey Tahkim Mahkemesi kararına rağmen Çin'in dokuz çizgi hattı iddiasını sürdürmesinden kaynaklanıyor. Son haftalarda özellikle İkinci Thomas Shoal (Ayungin Shoal) ve Scarborough Shoal (Panatag Shoal) çevresinde karşılaşmalar arttı. Filipinler, bu bölgelerdeki askeri ve balıkçı topluluklarına ikmal yapmak için düzenli görevler yürütüyor. Çin tarafı ise bu görevleri engellemek için su topu, lazer ve manevra gibi yöntemlere başvuruyor. Filipinler Sahil Güvenlik Komutanlığı, son olaylarda Çin gemilerinin Filipin botlarına çarptığını ve mürettebatı yaraladığını bildirdi. Ayrıca Çin uçaklarının Filipin keşif uçaklarına yaklaşarak tacizde bulunduğu iddia edildi. Bu olaylar, 2023'ten bu yana en yoğun dönem olarak kaydediliyor.
Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. yönetimi, Çin'e karşı daha sert bir tutum izliyor ve ABD ile 1951 tarihli Karşılıklı Savunma Antlaşması'nı güçlendiriyor. Nisan 2024'te ABD, Filipinler ve Japonya arasında üçlü zirve yapıldı ve ortak devriyelerin artırılması kararlaştırıldı. Çin ise bu gelişmeleri bölgede istikrarsızlık yaratmakla suçluyor ve ABD'nin bölgeye müdahalesine karşı çıkıyor. Luzon Boğazı, Filipinler'in kuzeyindeki stratejik bir geçiş noktası olup, Tayvan'a yakınlığı nedeniyle ayrıca önem taşıyor. Çin'in bu bölgedeki artan varlığı, Tayvan kriziyle bağlantılı olarak da değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği kritik bir su yolu. Bölgedeki istikrarsızlık, küresel tedarik zincirleri ve enerji taşımacılığı için risk oluşturuyor. Çin'in bölgedeki askeri varlığını artırması, ABD'nin Hint-Pasifik stratejisiyle doğrudan çatışıyor. ABD, Filipinler'e yönelik saldırıların Karşılıklı Savunma Antlaşması kapsamında değerlendirileceğini yineledi. Japonya, Avustralya ve bazı Avrupa ülkeleri de bölgede seyrüsefer özgürlüğü çağrılarını sürdürüyor. ASEAN içinde ise ortak bir tutum sergilenemiyor; bazı üyeler Çin ile ekonomik ilişkileri önceliyor. Çin, Filipinler'e yönelik ekonomik yaptırım tehditlerini de artırmış durumda. Filipinler'in Çin'den ithalatı ve turizm gelirleri üzerindeki baskı, ekonomik kırılganlığı artırabilir.
Uzmanlar, olayların önümüzdeki dönemde daha da tırmanabileceği uyarısında bulunuyor. Çin'in deniz milislerini kullanarak fiili durum yaratma stratejisi, Filipinler'in egemenlik haklarını koruma çabalarını zorlaştırıyor. Filipinler, uluslararası hukuka dayalı olarak 2016 tahkim kararını hatırlatıyor ve destek arıyor. Ancak Çin, bu kararı tanımıyor. Bölgede tansiyonun düşürülmesi için diplomatik kanallar açık tutulmaya çalışılsa da somut bir ilerleme sağlanamadı. Son olarak, Filipinler ve Çin arasında 2023'te kurulan doğrudan iletişim hattı, olayların kontrolden çıkmasını önlemek için kullanılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi'ndeki gerilim, Türkiye'nin doğrudan taraf olmadığı ancak küresel ticaret ve enerji güvenliği açısından yakından izlediği bir konu. Bölgede artan istikrarsızlık, deniz ticaret yollarında kesintilere yol açarak küresel ekonomiyi ve dolayısıyla Türkiye'nin ihracat pazarlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, uluslararası hukuka ve deniz yetki alanlarına verdiği önem nedeniyle benzer sorunları Doğu Akdeniz'de yaşıyor. Filipinler'in 2016 tahkim kararına verdiği destek, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak arama çabalarıyla paralellik taşıyor. Türkiye, bölgesel barış ve istikrarın korunması adına diyalog ve uluslararası hukuk vurgusunu sürdürmeli.