Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik anlaşmazlığı, Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi'nin 2016 yılında verdiği tarihi kararın üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen bölgenin en sıcak gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Çin'in 'dokuz çizgi' haritasıyla talep ettiği geniş deniz alanları, başta Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan olmak üzere birçok ülkenin egemenlik iddialarıyla çatışıyor. Hakemlik kararı, Çin'in bu taleplerini uluslararası hukuka aykırı bulmuş ve Pekin yönetimini sert bir diplomatik hamleyle karşı karşıya bırakmıştı. Ancak Çin, kararı tanımadığını açıklayarak bölgedeki askeri varlığını artırmayı sürdürüyor.
Gelişmenin Arka Planı: 10 Yıllık Süreç
2016 yılında Filipinler'in başvurusu üzerine toplanan hakem heyeti, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki 'tarihi haklar' iddiasını reddetmiş ve yapay ada inşaatlarının çevreye verdiği zararı kınamıştı. Karar, uluslararası hukuk açısından bağlayıcı olmasına rağmen Çin'in BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nden (UNCLOS) kaynaklanan istisnaları kullanarak kararı uygulamaktan kaçınmasıyla fiilen işlevsiz kaldı. Pekin, bölgedeki askeri üslerini genişletmeye devam ederken, Filipinler yeni yönetimi altında savunma işbirliğini artırdı ve ABD ile yapılan askeri anlaşmaları güçlendirdi. Son yıllarda Çin'in balıkçı teknelerine yönelik tacizleri, sondaj faaliyetleri ve hava sahası ihlalleri tansiyonu yükseltti. Buna karşılık Filipinler, ABD ile ortak devriyeler düzenlerken, Japonya ve Avustralya da deniz güvenliği konusunda bölge ülkelerine destek veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Rekabet ve Diplomasi
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin üçte birine ev sahipliği yapan stratejik bir su yolu olmasının yanı sıra zengin enerji kaynakları ve balık stoklarıyla da öne çıkıyor. Çin'in 'Kuşak ve Yol' projesi kapsamında bölgedeki altyapı yatırımları, Pekin'in nüfuzunu artırırken ABD'nin 'Özgür ve Açık Hint-Pasifik' stratejisiyle çatışıyor. ASEAN ülkeleri, Çin ile 2002 yılında imzalanan Güney Çin Denizi'nde Tarafların Davranışına İlişkin Deklarasyon'u (DOC) bağlayıcı bir 'Davranış Kuralları'na (COC) dönüştürmek için müzakereleri sürdürüyor. Ancak Çin'in müzakere sürecini yavaşlatması ve askeri yığınağı, anlaşma ihtimalini zayıflatıyor. Bölgedeki gerilim, aynı zamanda Tayvan Boğazı ve Doğu Çin Denizi'ndeki benzer anlaşmazlıklarla etkileşim halinde, küresel güç dengelerini etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi'ndeki gelişmeler, Türkiye'yi doğrudan etkilememekle birlikte, küresel tedarik zincirleri ve deniz güvenliği açısından önem taşıyor. Bölgeden geçen deniz ticaret yollarındaki olası bir aksama, Türkiye'nin Asya-Pasifik ülkeleriyle olan ticaretini ve enerji ithalatını etkileyebilir. Ayrıca, Çin ile ABD arasındaki rekabetin tırmanması, Türkiye'nin izlediği 'denge politikası' kapsamında iki ülkeyle ilişkilerini yönetmesini gerektiriyor. Türkiye, uluslararası hukuka saygı ve diyaloğun önemini vurgulayarak bölgede barışçıl çözümü destekliyor.