Güney Afrika Cumhuriyeti'nin çeşitli kentlerinde son günlerde yabancılara yönelik artan protestolar, şiddet olaylarına ve yağmalamalara dönüştü. Gauteng eyaletindeki Tembisa kasabasında bir dükkan sahibi, yağmacıların iş yerini bastığını, ürünleri çaldığını ve hatta dükkandaki ATM'yi söküp götürdüğünü belirtti. Polis, olaylarla bağlantılı olarak onlarca kişiyi gözaltına aldığını açıkladı. Göstericiler, yabancı uyruklu kişilerin iş fırsatlarını ellerinden aldığını ve suç oranlarını artırdığını iddia ediyor. Johannesburg ve Pretoria'da da benzer eylemler düzenlendi. Güney Afrika, yüksek işsizlik ve ekonomik eşitsizlikle mücadele ederken, yabancı düşmanlığı ülkede yeniden alevlenmiş durumda.
Protestoların arka planı ve yayılması
Güney Afrika'da yabancılara yönelik hoşgörüsüzlük uzun süredir var olan bir sorun. Ülke, özellikle Zimbabwe, Mozambik, Somali ve diğer Afrika ülkelerinden gelen göçmenlere ev sahipliği yapıyor. Ancak ekonomik durgunluk ve işsizlik oranının %30'un üzerinde seyretmesi, yerel halk arasında göçmenlerin işlerini çaldığı yönünde bir algıyı besliyor. Geçmişte 2008, 2015 ve 2019'da da benzer şiddet olayları yaşanmıştı. Bu kez protestolar, sosyal medya üzerinden örgütlenerek hızla yayıldı. Polis, olayların kontrolden çıkmasını önlemek için bazı bölgelere takviye ekip gönderdi. Hükümet sözcüsü, şiddeti kınayarak yabancı düşmanlığının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Gözaltına alınan kişilerin sayısı henüz netleşmezken, yağmalanan dükkanların çoğunun Somali ve Pakistan vatandaşlarına ait olduğu bildiriliyor.
Güney Afrika polisi, yabancı uyruklu kişilerin korunması için önlemler aldığını ancak güvenlik güçlerinin yetersiz kaldığını kabul ediyor. Bazı mahallelerde sokağa çıkma yasağı ilan edilirken, göçmenler evlerini terk etmek zorunda kaldı. Sivil toplum kuruluşları, hükümete acil müdahale çağrısı yapıyor. Bu olaylar, Güney Afrika'nın göç politikalarını yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Bölgedeki diğer ülkelerden de göçmen akını devam ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Afrika'daki yabancı karşıtı şiddet, yalnızca ülke sınırlarını değil, tüm Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) bölgesini etkiliyor. Zimbabwe ve Mozambik'in yanı sıra, uzak ülkelerden gelen göçmenler de hedef alınıyor. Afrika Birliği, olayları kınayan bir açıklama yaparken, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği endişelerini dile getirdi. Benzer olaylar, ekonomik krizlerin yaşandığı diğer Afrika ülkelerinde de görülüyor. Küresel ölçekte göçmen karşıtlığı, Avrupa ve Amerika'da olduğu kadar Afrika'da da yükselişte. Bu durum, uluslararası toplumun göç ve kalkınma politikalarını yeniden şekillendirmesine neden olabilir. Güney Afrika, kıtanın en sanayileşmiş ekonomisi olarak, göçmenler için cazip bir hedef olmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Afrika'daki yabancı karşıtı protestolar, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası bağlamında dikkatle izlenmelidir. Türk iş insanları ve yatırımcıları, özellikle inşaat, tekstil ve gıda sektörlerinde Güney Afrika'da faaliyet göstermektedir. Yaşanan şiddet olayları, Türk vatandaşlarının güvenliğini tehdit edebilir ve yatırım ortamını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'de de benzer göçmen karşıtı söylemlerin yükseldiği bir dönemde, bu tür olayların bölgesel istikrarsızlığı artırması muhtemeldir. Türkiye, Afrika ülkeleriyle ticari ve diplomatik ilişkilerini güçlendirirken, bu tür krizlerin yönetiminde aktif rol almalı ve vatandaşlarının korunması için gerekli önlemleri almalıdır.