Alan Greenspan, 1987-2006 yılları arasında ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı olarak görev yaparken adeta bir kâhin gibi algılanıyordu. Ancak uzmanlar, başkanların Fed başkanlarını yıldızlaştırma alışkanlığının ekonomiye zarar verdiğini belirtiyor. Greenspan'in son dersi, Donald Trump ve gelecekteki başkanlar için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Başkanlar, kısa vadeli siyasi çıkarlar uğruna merkez bankalarının bağımsızlığını zedeleme eğiliminde. Greenspan döneminde başlayan bu kült, Trump'ın Jerome Powell'a yönelik saldırılarıyla zirveye ulaştı. Oysa Fed başkanları, piyasaları yönlendiren sihirbazlar değil, kurumsal kararlar alan teknokratlardır. Başkanların bu yanılgıyı terk etmesi, enflasyon ve istihdam dengesi için hayati önem taşıyor.
Greenspan Dönemi ve Yıldızlaştırma Kültü
Greenspan, 18 yıllık görev süresinde ABD ekonomisinin en kritik dönemlerinden birine liderlik etti. 1987 borsa çöküşü, 1990'ların teknoloji balonu ve 2001 resesyonu gibi krizleri yönetirken, Wall Street ve medya tarafından 'Büyücü' olarak anıldı. Başkan Ronald Reagan'dan George W. Bush'a kadar birçok lider, Greenspan'in açıklamalarını neredeyse dini bir metin gibi takip etti. Ancak bu hayranlık, Fed'in bağımsızlığına gölge düşürdü. Greenspan sonrası dönemde, Başkan Barack Obama dahi Ben Bernanke ve Janet Yellen gibi isimlere aşırı güven duydu. Trump ise bu geleneği bozarak Powell'ı açıkça eleştirdi ve faiz kararlarına müdahale etmeye çalıştı. Bu durum, Fed'in kredibilitesini sorgulanır hale getirdi.
Küresel Etkiler ve Ekonomi Politikası
Merkez bankası başkanlarının yıldızlaştırılması sadece ABD ile sınırlı değil. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Japonya Merkez Bankası Başkanı Haruhiko Kuroda ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) başkanları da benzer bir baskı altında. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, siyasi müdahaleler enflasyonu körüklüyor ve yatırımcı güvenini zedeliyor. Greenspan'in mirası, bağımsız merkez bankalarının uzun vadeli büyüme için kritik olduğunu gösteriyor. Trump'ın Powell'a yönelik saldırıları, kısa vadeli siyasi kazanım sağlasa da, ekonominin temel dinamiklerini bozdu. Uzmanlar, başkanların merkez bankası başkanlarını birer yıldız değil, kurumun bir parçası olarak görmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, merkez bankası bağımsızlığı konusunda dünyanın en çalkantılı örneklerinden biri. Son yıllarda sık sık değişen TCMB başkanları ve düşük faiz politikası, enflasyonu körükledi ve TL'nin değer kaybını hızlandırdı. Greenspan'in mirası, bağımsız bir merkez bankasının yatırımcı güveni için ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Eğer Türkiye, sürdürülebilir büyüme ve düşük enflasyon hedefliyorsa, siyasi müdahalelerden kaçınmalı ve TCMB'nin kurumsal bağımsızlığını güvence altına almalıdır. Aksi takdirde, Greenspan'in uyarıları Türkiye için de geçerli olacak: Kısa vadeli siyasi kazanımlar, uzun vadeli ekonomik istikrarı feda etmeye değmez.