Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanı Piyush Goyal, ülkesinin Covid-19 salgını sırasında temel tıbbi ekipman tedarikinde diğer ülkeler tarafından “acı bir şekilde yüzüstü bırakıldığını” belirterek, bu deneyimin ardından kendi kendine yeterlilik politikasını hızlandırdığını açıkladı. Goyal, Bloomberg New Economy Forum’da yaptığı konuşmada, salgının ilk dalgasında ventilatör, kişisel koruyucu ekipman ve diğer kritik malzemelerin temininde yaşanan zorluklara dikkat çekti. Bakan, bu süreçte küresel tedarik zincirlerinin kırılganlığının ortaya çıktığını ve Hindistan’ın yerli üretimi artırma kararını pekiştirdiğini ifade etti.
Salgın Sonrası Kendine Yeterlilik Stratejisi
Goyal, Covid-19 salgınının patlak vermesiyle birlikte Hindistan’ın hızla test kiti, maske ve ventilatör gibi ürünlerde dışa bağımlılığını azaltmak zorunda kaldığını söyledi. Ülke, salgının ilk aylarında küresel talebin artması ve ihracat kısıtlamaları nedeniyle bu ürünlere erişimde ciddi sıkıntılar yaşadı. Bakan, “Kendi kendine yeterlilik sadece bir slogan değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluk haline geldi” dedi. Hindistan hükümeti, “Atmanirbhar Bharat” (Kendine Güvenen Hindistan) adını verdiği program kapsamında yerli üretimi teşvik etmek için çeşitli sektörlerde üretim bağlantılı teşvik (PLI) planları başlattı. Bu planlar arasında ilaç, tıbbi cihaz, elektronik ve otomobil parçaları gibi alanlar bulunuyor.
Goyal, salgın sırasında yaşanan deneyimin Hindistan’ın tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve bölgesel iş birliklerini güçlendirme konusundaki kararlılığını artırdığını vurguladı. Özellikle Çin’e olan bağımlılığın azaltılması ve Güneydoğu Asya ülkeleriyle ticaretin artırılması hedefleniyor. Hindistan ayrıca, Avustralya ve Japonya ile birlikte “Tedarik Zinciri Direnç Girişimi” (SCRI) gibi platformlarda yer alarak Kovid sonrası dönemde güvenilir tedarik ağları oluşturmayı amaçlıyor. Bakan, bu tür iş birliklerinin sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir öneme sahip olduğunu belirtti.
Küresel Ticaret ve Bölgesel Yansımalar
Hindistan’ın bu açıklaması, küresel ticaretin yeniden şekillendiği bir dönemde geldi. Salgın, birçok ülkenin tedarik zincirlerini gözden geçirmesine ve yerel üretimi teşvik etmesine yol açtı. Hindistan’ın kendi kendine yeterlilik vurgusu, özellikle gelişmekte olan ülkeler için bir model oluşturabilir. Ancak uzmanlar, aşırı korumacılığın uzun vadede verimlilik kayıplarına ve maliyet artışlarına neden olabileceği uyarısında bulunuyor. Goyal’in konuşması, Hindistan’ın dış ticaret politikasında daha dengeli bir yaklaşım benimseyebileceğine işaret ediyor; zira Bakan, kendi kendine yeterliliğin izolasyon anlamına gelmediğini, aksine daha güçlü ve dirençli bir ekonomiyle küresel ticarete daha etkin katılımı hedeflediğini söyledi.
Hindistan’ın Covid-19 salgını sırasında yaşadığı deneyim, birçok ülke için ders niteliğinde. Salgının ilk dalgasında Hindistan, ilaç etken maddeleri (API) ve diğer tıbbi malzemelerde Çin’e olan bağımlılığını azaltmak için harekete geçmişti. Ülke, şimdi benzer bir stratejiyi daha geniş bir yelpazede uygulamaya koyuyor. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve bölgeselleşmesi trendini güçlendiriyor. Ayrıca Hindistan, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) reformu ve küresel ticaret kurallarının güncellenmesi konusunda da aktif bir rol üstlenmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan’ın salgın sonrası kendi kendine yeterlilik stratejisi, Türkiye’nin dış ticaret ve sanayi politikaları açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye de benzer şekilde kritik ürünlerde dışa bağımlılığı azaltmak ve yerli üretimi güçlendirmek için adımlar atıyor. Hindistan’ın deneyimi, tedarik zinciri güvenliğinin önemini ortaya koyarken, Türkiye’nin özellikle ilaç, tıbbi ekipman ve savunma sanayii gibi alanlarda yerelleşme çabalarına ivme kazandırabilir. Ayrıca, Hindistan ile Türkiye arasında ticaret ve yatırım iş birliklerinin artırılması, her iki ülkenin de Batı’ya olan bağımlılığını dengeleyebilir. Ancak, Hindistan’ın korumacı eğilimleri, Türk ihracatçıları için bazı zorluklar yaratabilir; bu nedenle, karşılıklı ticaret anlaşmaları ve iş birliği mekanizmaları güçlendirilmeli.