ABD Yüksek Mahkemesi, çevresel incelemelerin izin başvurusundan önce mi yoksa sonra mı yapılması gerektiğine ilişkin kritik bir davayı görüşüyor. Duruşma sırasında Yüksek Mahkeme Yargıcı Neil Gorsuch, Trump yönetimi Adalet Bakanlığı avukatını düzelterek, federal yasaların çevresel etki değerlendirmesinin izin sürecinin erken bir aşamasında yapılmasını gerektirdiğini vurguladı. Bu müdahale, davanın seyrini etkileyebilecek önemde.
Davanın Arka Planı: Çevresel İnceleme Ne Zaman Yapılmalı?
Söz konusu dava, federal kurumların büyük altyapı projelerine izin vermeden önce çevresel etki değerlendirmesi yapmasını zorunlu kılan 1969 tarihli Ulusal Çevre Politikası Yasası (NEPA) ile ilgili. Trump yönetimi, çevresel incelemelerin izin başvurusu yapıldıktan sonra tamamlanabileceğini savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu yorumun NEPA'nın amacını boşa çıkaracağını ve projelerin çevresel etkilerinin yeterince değerlendirilmesini engelleyeceğini belirtiyor.
Duruşmada Gorsuch, Adalet Bakanlığı avukatına, NEPA'nın izin başvurusundan önce çevresel inceleme yapılmasını öngördüğünü hatırlatarak, yasanın lafzına dikkat çekti. Gorsuch'un bu müdahalesi, muhafazakâr yargıçların bile yönetimin aşırı yorumuna sıcak bakmadığını göstermesi açısından dikkat çekici.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD Çevre Politikasında Dönüm Noktası
Bu dava, ABD'de çevre koruma ile ekonomik kalkınma arasındaki dengeyi yeniden tanımlayabilir. Yüksek Mahkeme'nin vereceği karar, sadece federal projeleri değil, aynı zamanda enerji, madencilik ve altyapı sektörlerini de yakından ilgilendiriyor. Trump döneminde çevresel düzenlemelerde önemli gevşemeler yaşanmıştı; bu dava, o dönemin mirasının hukuki bir sınavı niteliğinde. Karar, gelecekteki benzer davalar için emsal teşkil edecek ve ABD'nin iklim taahhütlerini de etkileyebilecek.
Uluslararası alanda ise ABD'nin çevre politikaları, Paris Anlaşması'ndan çekilme ve yeniden katılma gibi adımlarla dalgalı bir seyir izledi. Yüksek Mahkeme'nin NEPA yorumu, diğer ülkelerin çevresel etki değerlendirme uygulamalarına da örnek olabilir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, ABD modelini yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'ndeki bu dava, doğrudan Türkiye'yi bağlamasa da küresel çevre yönetişimi açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, son yıllarda çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) mevzuatında AB standartlarını yakalamaya çalışıyor. ABD'de alınacak bir karar, uluslararası finans kuruluşlarının ve yatırımcıların çevresel önkoşullarını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelede attığı adımlar ve yeşil mutabakat süreci, bu tür hukuki gelişmelerden dolaylı olarak etkilenebilir. Kararın, Türkiye'nin enerji ve altyapı projelerinde çevresel denetimin güçlendirilmesi yönünde bir baskı oluşturması muhtemel.