Goldman Sachs'ın küresel yatırım bankacılığı müşteri hizmetleri başkanı Aasem Khalil, orta ölçekli şirketlerin büyüme ihtiyacının farkında olduğunu ve bu segmentte birleşme ve satın alma (M&A) faaliyetlerinin önündeki engellerin yakında kırılacağını belirtti. Khalil, Bloomberg Deals programında Dani Burger'a konuşarak, orta ölçekli şirketlerin inorganik büyüme arayışlarını ve piyasadaki birikmiş talebi değerlendirdi.
Orta Ölçekli Şirketler Neden Harekete Geçiyor?
Khalil'in aktardığına göre, orta ölçekli şirketler organik büyümenin sınırlarına ulaşmış durumda. Artan rekabet, teknolojik dönüşüm ve ölçek ekonomileri, bu şirketleri satın alma yoluyla büyümeye itiyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde birçok şirket nakit rezervlerini güçlendirdi ve borçlanma maliyetlerindeki dalgalanmalara rağmen stratejik fırsatları değerlendirmek istiyor.
Goldman Sachs yöneticisi, orta ölçekli segmentte uzun süredir devam eden bir "baraj" metaforu kullanarak, biriken işlem hacminin yakında patlama yapacağını ima etti. Bu benzetme, piyasada faaliyet göstermek isteyen ancak belirsizlikler nedeniyle bekleyen alıcı ve satıcıların oluşturduğu baskıyı anlatıyor.
Son dönemde küresel M&A piyasasında toparlanma işaretleri görülüyor. Faiz oranlarının zirve yapması ve enflasyonun kontrol altına alınmasıyla birlikte şirketlerin borçlanma maliyetleri öngörülebilir hale geldi. Bu da orta ölçekli işlemler için uygun bir zemin hazırlıyor.
Küresel M&A Piyasasında Toparlanma Sinyalleri
Goldman Sachs'ın değerlendirmesi, küresel birleşme ve satın alma piyasasının genel gidişatıyla uyumlu. 2022 ve 2023'te yüksek faiz oranları ve jeopolitik belirsizlikler nedeniyle işlem hacimleri düşmüştü. Ancak 2024 itibarıyla özellikle enerji, teknoloji ve sağlık sektörlerinde hareketlilik arttı.
Orta ölçekli işlemler, büyük ölçekli birleşmelere göre daha esnek yapıları ve daha hızlı kapanma süreleri nedeniyle piyasa canlılığı açısından önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor. Khalil'in yorumları, bu segmentin önümüzdeki dönemde M&A hacminin itici gücü olacağına işaret ediyor.
Uzmanlar, özel sermaye fonlarının (private equity) da orta ölçekli şirketlere ilgisinin arttığını belirtiyor. Düşük değerlemeler ve bol likidite, bu fonları fırsatçı alımlara yönlendiriyor. Ancak düzenleyici onay süreçleri ve rekabet kuralları, işlemlerin hızını sınırlayabilecek faktörler arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel orta ölçekli M&A hareketliliği, Türkiye'deki şirketler için de dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Yabancı yatırımcıların iştahının artması, Türk şirketlerine yönelik satın alma ve ortaklık tekliflerini çoğaltabilir. Özellikle ihracat odaklı ve teknoloji yoğun KOBİ'ler için bu durum, uluslararası sermayeye erişim fırsatı yaratırken, yerel sahiplik yapısında değişimleri de beraberinde getirebilir. Ancak Türkiye'deki yüksek enflasyon ve kur oynaklığı, değerleme ve finansman süreçlerini zorlaştırarak işlemleri geciktirebilir. Yine de küresel likidite bolluğu, doğru yapılandırılmış işlemler için kapıyı aralıyor.