ABD merkez bankası Federal Rezerv'in (Fed) önümüzdeki ay yapacağı para politikası toplantısı öncesinde, yatırım bankası Goldman Sachs, Fed'in Eylül ayında faiz oranlarını değiştirmeyeceğini öngördüğünü açıkladı. Banka, Fed'in mevcut politika faizini koruyacağını, ancak bu beklentinin istisnai bir veri sürprizi yaşanmamasına bağlı olduğunu belirtti. Goldman Sachs ekonomistleri, enflasyonun hedefe doğru ilerlemesi ve işgücü piyasasındaki dengelenme sinyallerinin, Fed'in bu ay elini tutmasına neden olacağını ifade ediyor.
Fed'in Sinyalleri ve Piyasa Beklentileri
Fed yetkilileri son haftalarda yaptıkları açıklamalarda, faiz kararlarının verilere dayalı olacağını vurguladı. Özellikle Başkan Jerome Powell, enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2 hedefine yaklaştığından emin olmadan faiz indirimine başlamayacaklarını belirtti. Piyasalarda Fed'in Eylül toplantısında faiz indirimine başlama ihtimali önceki haftalarda yükselse de, güçlü gelen istihdam verileri ve yapışkan enflasyon bu beklentiyi zayıflattı. Goldman Sachs'ın raporuna göre, Fed'in 17-18 Eylül toplantısında faiz aralığını (şu an yüzde 5,25-5,50) değiştirmemesi, ancak Aralık toplantısında bir kesinti yapma olasılığının yüksek olduğu değerlendiriliyor. Banka, ABD ekonomisinin hala dirençli olduğunu ve bu nedenle Federal Açık Piyasa Komitesi'nin (FOMC) zamanlama konusunda acele etmeyeceğini savunuyor.
Raporda, temmuz ayında yüzde 3,2 olarak açıklanan çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) endeksinin yavaşladığına dikkat çekiliyor. Ancak hizmet sektöründeki fiyat artışlarının devam etmesi, Fed'in temkinli olmasına neden olabilir. Ayrıca, işsizlik oranının düşük seyretmesi (yüzde 4,3 civarı) ve ücret artışlarının enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturma potansiyeli, faiz indirimini erteleyen faktörler arasında gösteriliyor. Goldman Sachs, bu dengeler doğrultusunda Fed'in bu yıl sadece bir kez (Aralık'ta) 25 baz puanlık bir indirim yapacağını öngörüyor.
Küresel Ekonomi ve Gelişmekte Olan Piyasalara Yansımalar
Fed'in faiz kararları, yalnızca ABD ekonomisini değil, küresel finansal koşulları da doğrudan etkiliyor. Faizlerin yüksek kalması, gelişmekte olan ülkeler için borçlanma maliyetlerini yüksek tutarken, doların güçlenmesine ve sermaye akışlarının ABD'ye yönelmesine neden oluyor. Bu durum, Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler için olumsuz bir tablo çiziyor. Ancak Goldman Sachs'ın beklentisi doğrultusunda Fed'in faiz artırımına gitmemesi, küresel piyasalarda bir rahatlama sağlayabilir. Gelişmekte olan ülke para birimleri üzerindeki baskıyı hafifletirken, merkez bankalarının kendi para politikalarını uygulamakta daha esnek kalmasına imkan tanıyabilir.
Uzmanlar, Fed'in faizleri sabit tutmasının, küresel risk iştahını olumlu etkileyeceğini ve dünya genelinde borsalara destek verebileceğini belirtiyor. Öte yandan, ABD'de artan jeopolitik riskler (örneğin Orta Doğu'daki gerginlikler) ve başkanlık seçimlerinin ekonomi politikalarına etkisi, Fed'in kararlarını şekillendirmeye devam edecek. Goldman Sachs, bu nedenle Fed'in tek bir veri noktası yerine geniş bir veri yelpazesine odaklanacağını ve olası bir faiz değişikliğinin önümüzdeki aylara ertelenebileceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), son dönemde sıkı para politikasıyla enflasyonu düşürmeye çalışıyor. ABD faizlerinin yüksek seyretmesi, Türk lirası üzerinde baskı oluşturabileceği için TCMB'nin elini zorlaştırsa da, Fed'in faiz artırmaması bir nebze nefes aldırıyor. Goldman Sachs'ın öngörüsü, küresel likidite koşullarının beklenenden daha az sıkılaşacağına işaret ediyor. Bu durum, Türkiye gibi cari açık veren ekonomilerin finansmanını kolaylaştırabilir. Ancak Türkiye'nin kendi risk primi ve iç enflasyon dinamikleri, dış şoklardan bağımsız olacak gibi görünmüyor. Yatırımcılar, Fed kararları kadar TCMB'nin rezerv politikalarının da takip edecek.