Goldman Sachs ekonomistlerinin yayımladığı bir analiz, Brexit'in Birleşik Krallık'ı beklenmedik bir şekilde 'daha Avrupalı' kıldığını ortaya koydu. Ancak bu, kahve kültürü veya eşitlikçi sosyal değerler anlamında değil; durgun GSYH büyümesi ve zayıf iç yatırım gibi Avrupa ekonomilerini karakterize eden olumsuz özellikler bağlamında değerlendiriliyor. Rapora göre, 2016 referandumunun ardından yaşanan belirsizlik ve ticaret engelleri, İngiltere ekonomisini kıta Avrupası'na benzer bir yörüngeye soktu.
Gelişmenin Arka Planı
Goldman Sachs'ın 23 Ocak 2025 tarihli raporu, Brexit sonrası dönemde Birleşik Krallık'ın ekonomik performansını Avrupa Birliği ülkeleriyle karşılaştırıyor. Bulgulara göre, 2016-2024 yılları arasında İngiltere'nin yıllık ortalama GSYH büyümesi %0,8 olarak gerçekleşti; bu oran AB ortalaması olan %0,7'ye oldukça yakın. Oysa Brexit öncesi dönemde İngiltere, AB'den belirgin şekilde daha hızlı büyüyordu. Benzer şekilde, doğrudan yabancı yatırım (DYY) akışları da Brexit sonrası düşüş göstererek AB ortalamalarına yakınsadı. Raporda, 'Birleşik Krallık'ın artık sadece coğrafi olarak değil, makroekonomik göstergeler açısından da bir Avrupa ülkesi olduğu' vurgulanıyor.
Uzmanlara göre bu dönüşümün ana nedeni, Brexit'in ticaret maliyetlerini artırması ve yatırım belirsizliği yaratması. Özellikle hizmetler sektöründe ihracatın AB'ye yönelik kısmı daralırken, yeni ticaret anlaşmalarının etkisi sınırlı kaldı. İngiltere Merkez Bankası'nın verilerine göre, işletme yatırımları 2016'dan bu yana GSYH'nin %10'u seviyesinde sabitlenmiş durumda; bu oran AB ortalamasına eşit.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Goldman Sachs'ın bu analizi, Brexit'in uzun vadeli ekonomik sonuçlarına dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Birleşik Krallık, Brexit sayesinde küresel ticarette daha esnek bir aktör olmayı hedefliyordu; ancak rakamlar, bunun yerine Avrupa'nın durgunluk ve düşük yatırım sorunlarını ithal ettiğini gösteriyor. Bu durum, diğer ülkeler için de bir uyarı niteliği taşıyor: Ekonomik entegrasyondan kopuş, kısa vadede bağımsızlık kazandırsa da uzun vadede büyüme potansiyelini törpüleyebilir. Raporda, 'Brexit İngiltere'yi Avrupa'nın yapısal zayıflıklarına maruz bıraktı' ifadesi dikkat çekiyor.
Küresel ölçekte ise bu gelişme, serbest ticaret anlaşmalarının ve ekonomik blokların önemini bir kez daha vurguluyor. ABD ve Çin gibi büyük ekonomiler, Brexit'in yarattığı belirsizlikten yararlanarak İngiltere ile yeni ticaret ortaklıkları kurmaya çalışsa da, Goldman Sachs raporu bu çabaların etkisinin sınırlı kaldığını belirtiyor. Özellikle hizmet ticareti ve finans sektöründe, Londra'nın AB pazarına erişimindeki kısıtlamalar telafi edilemedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Brexit sürecini yakından izlemiş ve Birleşik Krallık'la serbest ticaret anlaşması imzalayarak bu dönüşümden faydalanmaya çalışmıştır. Ancak Goldman Sachs raporu, İngiltere'nin zayıflayan ekonomisinin Türkiye ihracatı için potansiyel bir risk oluşturabileceğini gösteriyor. Artan ticaret maliyetleri ve düşen yatırımlar, iki ülke arasındaki ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde Brexit bir emsal teşkil edebilir; tam üyelik hedefinden uzaklaşmanın ekonomik sonuçları daha iyi anlaşılabilir. Türkiye için çıkarılacak ders, ekonomik entegrasyonun sağladığı büyüme ve yatırım avantajlarının korunması gerektiğidir.