Batı Afrika ülkesi Gine-Bissau'da seçmenler, devlet başkanlığı yetkilerini önemli ölçüde güçlendiren ve parlamentonun yapısını kökten değiştiren yeni anayasa önerisi için sandık başına gitti. Ülke, yıllardır siyasi istikrarsızlık, darbe girişimleri ve kurumsal zafiyetle boğuşurken, bu referandumun sonucu ülkenin siyasi geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Önerilen anayasa, mevcut yarı başkanlık sistemini tam başkanlık sistemine dönüştürmeyi ve devlet başkanına daha geniş yetkiler tanımayı öngörüyor. Ayrıca, parlamento üye sayısı ve seçim sisteminde de kapsamlı değişiklikler içeriyor.
Referandumun Arka Planı ve Anayasa Değişikliğinin İçeriği
Gine-Bissau, 1974'te Portekiz'den bağımsızlığını kazandığından bu yana sık sık siyasi krizlerle sarsıldı. Ülkede bugüne kadar hiçbir seçilmiş devlet başkanı görev süresini tamamlayamadı. Bu istikrarsızlık, ordunun siyasete sık sık müdahalesi ve kurumların zayıflığıyla birleşince, reform talepleri her dönem gündeme geldi. Mevcut Devlet Başkanı Umaro Sissoco Embaló, 2020'de göreve geldiğinden bu yana anayasa değişikliği konusundaki kararlılığını sık sık dile getirdi. Referandumda oylanacak yeni anayasa metni, başkanlık yetkilerini genişletmenin yanı sıra başbakanlık makamını kaldırmayı ve yürütme yetkisini tek başına devlet başkanında toplamayı öngörüyor.
Mevcut sistemde, uygulamada başbakan ve hükümet üzerinde etkili olan devlet başkanı, yeni anayasa ile birlikte hükümeti doğrudan kurma ve bakanları atama yetkisine sahip olacak. Parlamento ise üye sayısının 102'den 140'a çıkarılacağı ve seçim sisteminin değiştirileceği bir yapıya kavuşacak. Ayrıca, anayasa değişikliğiyle birlikte devlet başkanına, ülkenin toprak bütünlüğüne yönelik tehditlerde olağanüstü hal ilan etme ve gerekli gördüğü takdirde anayasayı askıya alma yetkisi gibi maddeler yer alıyor. Bu düzenlemeler, muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri tarafından eleştirilere hedef oluyor; eleştirmenler, bu yetkilerin otoriter bir yönetime kapı aralayabileceği uyarısında bulunuyor.
Referandum süreci, ülkedeki siyasi gerilimi de artırdı. Muhalefet partileri, bazı seçim bölgelerinde sandık kurullarının kurulmasına izin verilmediğini ve seçmen listelerinde usulsüzlükler yapıldığını öne sürerek oylamayı boykot etme çağrısı yaptı. Öte yandan hükümet, referandumun ülkenin geleceği için önemli bir adım olduğunu savunuyor. Başkan Embaló, yeni anayasanın ülkeye istikrar getireceğini ve kalkınmanın önünü açacağını belirtti. Ancak gözlemciler, sürecin şeffaflığı ve güvenilirliği konusundaki endişelerini dile getiriyor.
Siyasi İstikrar ve Bölgesel Etkiler
Gine-Bissau'nun istikrara kavuşması, sadece ülke için değil, aynı zamanda Batı Afrika bölgesi için de kritik önemde. Ülke, bir yandan uyuşturucu kaçakçılığı rotaları üzerinde bulunması nedeniyle uluslararası güvenlik açısından risk oluşturuyor; diğer yandan ECOWAS (Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu) gibi bölgesel örgütler, Gine-Bissau'daki siyasi krizlerin bölgeye sıçramasını önlemek için çaba harcıyor. Son yıllarda ECOWAS, ülkede arabuluculuk girişimlerinde bulundu ve ordu-sivil ilişkilerinin düzenlenmesi konusunda baskı yaptı.
Referandumun sonucuna göre, Embaló'nun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tartışmalar da alevlenebilir. Zira yeni anayasa, mevcut devlet başkanının ilk görev süresinin ne zaman başladığına ilişkin tartışmaları beraberinde getiriyor. Muhalefet, Embaló'nun bu anayasa değişikliğiyle birlikte görev süresini 2025'ten sonra da uzatmak istediğini ve bu durumun demokratik ilkelere aykırı olduğunu savunuyor. Ayrıca, ordunun bu süreçteki tutumu da merak konusu. Ordu, geçmişte birçok kez siyasete müdahale etmişti; bu nedenle yeni anayasanın ordu üzerindeki kontrolleri zayıflatabileceği yorumları yapılıyor.
Bölgesel açıdan bakıldığında, Batı Afrika'da son yıllarda yaşanan darbe dalgası (Mali, Burkina Faso, Nijer ve Gine'deki askeri yönetimler) Gine-Bissau'daki gelişmelerin dikkatle izlenmesine neden oluyor. Sivil yönetimlerin zayıfladığı bir ortamda, güçlü başkanlık sistemine geçişin otoriterleşmeye yol açabileceği endişesi, bölgesel demokrasi açısından da risk oluşturuyor. Bu nedenle, referandumun sonucu sadece Gine-Bissau'nun iç meselesi olmaktan öte, Batı Afrika'daki demokratik yönetim eğilimleri açısından da bir test niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gine-Bissau'daki anayasa referandumu, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası kapsamında ilişkilerini geliştirdiği ülkeler arasında yer alan bu küçük Batı Afrika devletinde istikrarın tesisine yönelik çabaların sonucunu etkileyebilir. Türkiye, son yıllarda Gine-Bissau ile ekonomik ve askeri iş birliğini artırmış, Savunma Sanayii Başkanlığı ve TİKA aracılığıyla çeşitli projeler yürütmüştür. Ülkenin siyasi istikrara kavuşması, bu yatırımların sürdürülebilirliği açısından önem taşımaktadır. Ancak anayasa değişikliğinin otoriterleşme yönünde algılanması, Türkiye'nin bölgedeki demokratik değerlere verdiği önemle çelişkili görünebileceği gibi, bu durum ikili ilişkilerde hassasiyet yaratabilir. Türkiye'nin bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilerinde olduğu gibi, Gine-Bissau ile ilişkilerini de iç siyasi gelişmelerden bağımsız olarak sürdürme eğilimi ağır basmakla birlikte, referandumun sonucu Ankara tarafından da yakından izlenmektedir.