İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ülkenin en tanınmış siyasi figürlerinden biri olarak, özellikle sosyal medyadaki etkinliği ve sert söylemleriyle ön plana çıkıyor. 23 Ağustos 1961 doğumlu Galibaf, İran İslam Cumhuriyeti'nin kurucu lideri Ali Hamaney sonrası dönemde olası bir liderlik yarışının en iddialı isimlerinden biri olarak görülüyor. Uzun yıllar Devrim Muhafızları'nda komutanlık ve Tahran belediye başkanlığı yapmış olan Galibaf, 2020'den bu yana meclis başkanlığı görevini yürütüyor.
Siyasi kariyeri ve dönüşümü
Galibaf, İran siyasetinde sağdan merkeze doğru evrilen bir çizgi izledi. Devrim Muhafızları'ndaki geçmişi ona güvenlik ve askeri alanda güçlü bir referans sağlarken, 2005-2017 yılları arasında Tahran belediye başkanlığı döneminde kentsel dönüşüm projeleriyle tanındı. 2017 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İbrahim Reisi karşısında çekilmiş olsa da, 2021 seçimlerinde aday olmayarak Reisi'ye destek verdi. Bu hamle, onu rejimin geleceğinde kilit bir oyuncu haline getirdi.
Galibaf'ın sosyal medya kullanımı, İranlı siyasetçiler arasında en dikkat çekenlerden. Twitter ve Instagram'da milyonlarca takipçisi bulunan siyasetçi, İsrail ve ABD'ye yönelik tehditlerin yanı sıra iç reform mesajları yayınlıyor. Özellikle 'Eğer yeniden çatışma başlarsa, İran'ın misillemesi ezici olacak' türündeki ifadeleri, İran'ın komşularına ve Batı'ya gözdağı verme stratejisinin bir parçası olarak okunuyor.
Humeyni sonrası dönemdeki rolü
Ali Hamaney'in 85 yaşını aşmasıyla birlikte, İran'da liderlik geçiş süreci en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Uzmanlar Meclisi, yeni lideri seçmekle görevli olacak, ancak mevcut sistemde güç dengeleri oldukça karmaşık. Galibaf, hem güvenlik kurumlarındaki nüfuzu hem de siyasi tecrübesiyle en güçlü adaylardan biri olarak görülüyor. Ancak, İran Yüce Lideri'nin nihai belirleyici olacağı ve bir dizi faktörün (dini otorite, muhafazakar taban, ordunun desteği) rol oynayacağı biliniyor.
Bölgesel olarak, Galibaf'ın başa geçmesi İran'ın dış politikasında sert bir çizginin devamı anlamına gelebilir. Hizbullah, Hamas ve Yemen'deki Husilerle olan ilişkilerin sürdürülmesi, ancak bölgesel gerilimin yönetilmesi konusunda daha pragmatik bir yaklaşım benimsenebilir. İran'ın nükleer programı konusunda ise Galibaf'ın muhafazakar çizgisi, Batı ile müzakerelerde esneklik beklenmediğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Galibaf'ın İran'da daha etkin bir rol üstlenmesi, Türkiye-İran ilişkilerinde hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. İki ülke arasındaki ekonomik işbirliği, enerji ticareti ve bölgesel konularda (Suriye, Irak, Kafkasya) diyalog önemli. Ancak İran'ın daha sert bir dış politika izlemesi, özellikle Irak ve Suriye'de sahadaki çıkar çatışmalarını artırabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programına yönelik olası bir yaptırım dalgası, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini ve İran ile ticaretini olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, İran'daki bu geçiş sürecini dikkatle izlemesi ve dengeli bir diplomasi yürütmesi kritik önem taşıyor.