Genç yetişkinler arasında giderek yaygınlaşan yeni bir eğilim, uzmanları ikiye bölmüş durumda. Artan sayıda genç, sosyal ortamlarda alkolün yerine reçeteli anksiyete ilaçlarını kullanmayı tercih ediyor. Bu ilaçların, özellikle yüksek dozlarda alındığında, sarhoşluğa benzer bir etki yarattığı belirtiliyor. Ancak uzmanlar, bu alışkanlığın 'bedava öğle yemeği' olmadığını, ciddi sağlık risklerini beraberinde getirdiğini vurguluyor. Peki, bu tehlikeli trend neden yayılıyor ve uzmanlar neden ayrışıyor?
Anksiyete ilaçları partilerin yeni gözdesi
Özellikle ABD ve Avrupa'da yapılan gözlemler, genç yetişkinlerin partilerde ve sosyal buluşmalarda alkol yerine benzodiazepin türü ilaçları (örneğin Xanax, Valium) kullandığını gösteriyor. Bu ilaçlar, merkezi sinir sistemini baskılayarak sakinleştirici ve kas gevşetici etki gösteriyor. Yüksek dozlarda alındığında, konuşma bozukluğu, dengesizlik ve öfori gibi alkol sarhoşluğuna benzer semptomlara yol açabiliyor. Gençler, alkolün ertesi gün akşamdan kalma, mide bulantısı gibi yan etkilerinden kaçınmak için bu ilaçları tercih ettiklerini dile getiriyor.
Uzmanlar, bu eğilimin özellikle pandemi sonrası arttığına dikkat çekiyor. Sosyal izolasyonun ve kaygı bozukluklarının artması, gençlerin reçeteli ilaçlara erişimini kolaylaştırdı. Ayrıca, dark web ve sosyal medya platformları üzerinden reçetesiz satışların yaygınlaşması da bu durumu körüklüyor. Ancak uzmanlar, bu ilaçların bağımlılık yapıcı olduğu ve aşırı dozun solunum durmasına yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu eğilim yalnızca Batı ülkeleriyle sınırlı değil; küresel bir fenomen haline geliyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, reçeteli ilaçların denetimsiz satışı ve bilinçsiz kullanımı yaygın. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), benzodiazepinlerin uygun olmayan kullanımının küresel bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, bu durumun sadece gençlerin sağlığını tehdit etmekle kalmayıp, sağlık sistemlerine de ek yük getirdiğini belirtiyor. Ayrıca, bu ilaçların yasa dışı ticareti, uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı ağlarıyla bağlantılı olabilir.
Bazı ülkeler, bu eğilimle mücadele için reçetesiz satışları sıkılaştırma ve eğitim kampanyaları başlatma kararı aldı. Ancak uzmanlar, yalnızca yasal düzenlemelerin yeterli olmayacağını, gençlerin bu ilaçlara yönelme nedenlerinin (kaygı, stres, sosyal baskı) ele alınması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de gençler arasında reçeteli sakinleştirici kullanımının arttığına dair işaretler bulunuyor. Türkiye'de benzodiazepinler reçete ile satılmakla birlikte, internet üzerinden denetimsiz erişim mümkün olabiliyor. Bu durum, genç nüfusun sağlığını tehdit etmenin yanı sıra, bağımlılıkla mücadele politikalarını da zorluyor. Sağlık Bakanlığı'nın son yıllarda reçeteli ilaç satışını sıkılaştırma çabaları önemli, ancak uzmanlar farkındalık artırıcı kampanyaların ve psikolojik destek hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, bu küresel trendin Türkiye'ye yansımalarını izlemek ve gençlere yönelik önleyici programlar geliştirmek kritik bir öncelik haline gelmelidir.