Los Angeles California Üniversitesi (UCLA) Çevre ve Sürdürülebilirlik Enstitüsü'nde görev yapan iklim araştırmacısı Daniel Swain, yaklaşmakta olan El Niño olayının olağanüstü boyutlara ulaştığını ve mevcut bilimsel adlandırma sistemine sığmadığını açıkladı. Swain, Pasifik Okyanusu'ndaki yüzey sıcaklıklarının rekor düzeyde arttığını ve bu durumun bilim dünyasında yeni bir sınıflandırma ihtiyacını doğurduğunu vurguladı. Uzman, yangınlar, seller, kuraklıklar, sıcak hava dalgaları ve fırtınalar konusunda uzmanlaşmış bir isim olarak, bu yeni El Niño'nun benzeri görülmemiş bir iklim olayı olduğunu belirtiyor.
Bilimsel Adlandırmada Yeni Bir Eşik
El Niño, normalde Pasifik Okyanusu'nun tropikal bölgelerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının ortalamanın üzerine çıkmasıyla tanımlanır. Ancak Swain'e göre, şu anda gözlemlenen ısınma o kadar şiddetli ki, mevcut kategoriler (zayıf, orta, güçlü, çok güçlü) yetersiz kalıyor. NOAA (Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi) tarafından kullanılan El Niño Güney Salınımı (ENSO) endeksi, bu yeni olayı "süper El Niño" olarak adlandırmak için bile yetersiz. Bilim insanları, 1997-98 ve 2015-16'daki güçlü El Niño'ları geride bırakan bu yeni olayın, "bilimsel adı olmayan" bir aşırılıkta olduğunu söylüyor.
Swain, "Bu El Niño, kayıtlardaki en güçlü olaylardan biri olabilir ve mevcut sınıflandırma sistemimiz bu tür bir aşırılığı tanımlamakta yetersiz kalıyor" diyor. Araştırmacı, iklim değişikliğinin bu tür ekstrem olayları daha sık ve daha yoğun hale getirdiğini, dolayısıyla bilimsel terminolojinin de güncellenmesi gerektiğini savunuyor.
Küresel Etkiler ve Bölgesel Yansımalar
El Niño, dünya genelinde hava koşullarını etkileyerek sel, kuraklık ve sıcak hava dalgalarına yol açabilir. Özellikle Güney Amerika'nın batı kıyılarında aşırı yağışlar, Avustralya ve Endonezya'da kuraklık, Kuzey Amerika'da ise kış aylarında ılıman ve yağışlı koşullar görülebilir. Swain, bu yeni El Niño'nun etkilerinin daha geniş bir coğrafyada hissedilebileceğini ve mevcut tahmin modellerinin bu aşırılığı yakalamakta zorlanabileceğini belirtiyor.
İklim bilimciler, bu tür bir olayın tarım, su kaynakları, enerji ve sigorta sektörleri üzerinde ciddi baskılar oluşturabileceğini ifade ediyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde gıda güvenliği riski artabilir. Swain'in çalışmaları, iklim değişikliğinin sadece ortalama sıcaklıkları değil, aynı zamanda uç olayların şiddetini de artırdığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
El Niño'nun Türkiye üzerindeki doğrudan etkisi sınırlı olsa da, dolaylı sonuçları önemli olabilir. Akdeniz havzası, iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgeler arasında yer alıyor. El Niño yıllarında Türkiye'de kış yağışlarında azalma ve sıcaklık artışı gözlemlenebiliyor. Bu durum, tarımsal üretim ve su kaynakları üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar Türkiye'nin ithalat maliyetlerini artırabilir. Enerji arz güvenliği açısından da hidroelektrik üretiminde düşüş yaşanabilir. Türkiye'nin iklim politikalarını gözden geçirmesi ve uyum stratejilerini güçlendirmesi gerekiyor.