Geçen yıl dünya genelinde en az 124 kişi, ormanlarını, tarım arazilerini veya su yollarını tahribattan ya da bozulmadan korumaya çalıştıkları için öldürüldü. Bu çarpıcı veri, çevre savunucularının karşılaştığı şiddeti gözler önüne seren yeni bir rapora dayanıyor. Raporun yazarları, zengin ülkelerin dış yardımlarında yaptığı derin kesintilerin, çevre savunucularına destek veren insan hakları gruplarını zayıflattığını belirtiyor. Rapora göre, bu durum savunucuları daha da savunmasız bırakıyor.
Arka plan: Çevre savunucularına yönelik şiddet ve azalan destek
Rapor, dünya genelinde çevre aktivistlerinin maruz kaldığı şiddetin boyutunu ortaya koyuyor. Öldürülen 124 kişi, yalnızca kayıtlara geçen vakaları yansıtıyor; gerçek sayının daha yüksek olabileceği değerlendiriliyor. Çevre savunucuları genellikle madencilik, ağaç kesimi, büyük ölçekli tarım ve altyapı projeleri gibi faaliyetlere karşı çıktıkları için hedef alınıyor. Raporun yazarları, bu cinayetlerin büyük ölçüde cezasız kaldığını vurguluyor.
Öte yandan, zengin ülkelerin dış yardımlarındaki kesintiler, bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarının operasyonel kapasitesini daraltmış durumda. İnsan hakları grupları, hem yerel düzeyde savunuculara hukuki destek sağlamak hem de uluslararası alanda farkındalık yaratmak için fon bulmakta zorlanıyor. Raporda, bu durumun çevre savunucularının korunmasına yönelik mekanizmaları zayıflattığı ifade ediliyor.
Küresel boyut: İklim krizi ve savunucuların rolü
Çevre savunucuları, iklim değişikliğiyle mücadelede ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında kritik bir rol oynuyor. Ancak giderek artan baskı ve şiddet, bu mücadeleyi sürdürmeyi zorlaştırıyor. Rapor, hükümetleri çevre savunucularını koruyacak yasalar çıkarmaya ve uygulamaya çağırıyor. Ayrıca uluslararası toplumun, insan hakları savunucularına yönelik desteğini sürdürmesi gerektiği vurgulanıyor.
Uzmanlar, çevre savunucularına yönelik şiddetin, doğal kaynaklar üzerindeki rekabetin arttığı bölgelerde daha yoğun yaşandığına dikkat çekiyor. Latin Amerika, Güneydoğu Asya ve Afrika'nın bazı bölgeleri, bu tür vakaların sık görüldüğü yerler arasında. Raporda, öldürülenlerin büyük çoğunluğunun yerel topluluk liderleri ve küçük çiftçiler olduğu belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, çevre savunucularına yönelik şiddet açısından dünya genelindeki tabloda öne çıkmıyor; ancak ülke içinde de çevre aktivistlerinin baskı altında olduğu biliniyor. Özellikle madencilik, enerji projeleri ve kentsel dönüşüm gibi alanlarda yerel halkın ve aktivistlerin karşı karşıya kaldığı zorluklar zaman zaman gündeme geliyor. Rapordaki küresel eğilimler, Türkiye'nin de dahil olduğu geniş bir coğrafyada çevre koruma ile kalkınma arasındaki dengeyi nasıl kuracağı sorusunu gündeme getiriyor. Ayrıca, zengin ülkelerin dış yardım kesintileri, Türkiye gibi ülkelerdeki sivil toplum kuruluşlarını da dolaylı olarak etkileyebilir; zira bu kuruluşlar uluslararası fonlara erişimde zorluk yaşayabilir. Türkiye'nin iklim politikaları ve çevre hakları konusundaki tutumu, hem iç kamuoyunda hem de uluslararası alanda daha fazla tartışılması gereken bir konu olarak öne çıkıyor.