İngiltere'de ortaöğretimde kritik öneme sahip GCSE sınavlarında başarısız olan öğrencilerin girdiği tekrar sınavları, eğitim otoriteleri tarafından 'acımasız bir döngü' olarak nitelendiriliyor. Okul ve kolej liderleri, mevcut tekrar sınavı sisteminin 'kesinlikle işlemediğini' belirterek kapsamlı bir reform çağrısında bulundu. Açıklanan verilere göre, matematik ve İngilizce tekrar sınavlarında başarı oranları, bu derslere ilk kez giren öğrencilere kıyasla önemli ölçüde düşük kalıyor. Bu durum, öğrencilerin motivasyonunu olumsuz etkilerken, eğitim sistemine olan güveni de sarsıyor.
Sınav döngüsünün başarısızlığı
İngiltere'de 16 yaşında zorunlu eğitimi tamamlayan öğrenciler, GCSE sınavlarında İngilizce ve matematikten en az 4 notu (C'nin altı) alamazsa, bu dersleri 18 yaşına kadar tekrar etmek zorunda. Ancak son veriler, bu tekrar sınavlarının öğrencilerin büyük çoğunluğu için başarısızlıkla sonuçlandığını gösteriyor. Örneğin, geçen yıl İngilizce tekrar sınavına giren öğrencilerin yalnızca %28'i, matematiğe girenlerin ise %20'si geçer not alabildi. İlk kez giren öğrencilerde bu oranlar sırasıyla %72 ve %70 seviyelerinde. Bu fark, tekrar sınavlarının öğrencilerin bilgi düzeyini artırmaktan çok, onları hayal kırıklığına uğrattığını ortaya koyuyor.
Okul ve kolej liderleri, bu döngünün öğrencilerin psikolojik sağlığını olumsuz etkilediğini ve eğitimden soğumalarına neden olduğunu vurguluyor. Özellikle dezavantajlı bölgelerdeki öğrencilerin bu durumdan daha fazla etkilendiği belirtiliyor. Eğitim reformu savunucuları, öğrencilerin yalnızca iki derse odaklanmak yerine mesleki eğitim veya farklı beceriler kazanabileceği alternatif bir model öneriyor.
Sistemin geleceği ve uluslararası karşılaştırmalar
İngiltere'deki bu uygulama, uluslararası eğitim sistemleriyle karşılaştırıldığında da eleştiriliyor. Örneğin, İskoçya ve Galler'de farklı değerlendirme yöntemleri uygulanırken, birçok Avrupa ülkesi öğrencilerin başarısızlık durumunda mesleki eğitime yönlendirilmesini sağlıyor. İngiltere'de ise öğrenciler, iki temel dersten geçemedikleri sürece bir üst eğitim seviyesine geçemiyor veya çoğu iş başvurusunda bulunamıyor. Bu durum, iş gücü piyasasında nitelikli eleman açığına yol açarken, sosyal eşitsizlikleri de derinleştiriyor.
Hükümet yetkilileri ise mevcut sistemin öğrencilerin temel becerileri edinmesini sağladığını savunuyor. Ancak eğitim sendikaları ve okul müdürleri, bu politikaların kanıta dayalı olmadığını ve öğrencilerin geleceğine zarar verdiğini dile getiriyor. Özellikle COVID-19 salgını sonrası öğrenme kayıpları yaşanan bir dönemde, tekrar sınavı zorunluluğunun kaldırılması veya esnetilmesi yönündeki talepler daha da güçleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de LGS ve YKS gibi merkezi sınavların yarattığı baskı ve tekrar sınavı uygulamaları benzer tartışmalara yol açıyor. İngiltere'deki bu reform tartışmaları, Türk eğitim sisteminde sınav odaklı yapının sorgulandığı bir dönemde önemli bir referans oluşturabilir. Türkiye'nin eğitim politikalarında öğrenci refahını merkeze alan, fırsat eşitliğini gözeten ve mesleki eğitimi güçlendiren modellere yönelmesi, uluslararası deneyimlerden yararlanması açısından değerlidir. Bu gelişme, Türkiye'deki eğitim reformu tartışmalarına dolaylı da olsa ışık tutabilecek küresel bir örnektir.