Gazze Şeridi'nde Ekim 2024'ten bu yana yürürlükte olan ateşkes, İsrail'in düzenlediği yeni bir insansız hava aracı saldırısıyla ihlal edildi. Perşembe günü meydana gelen saldırıda 3 Filistinli hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralandı. Filistinli tıbbi kaynaklar, saldırının Gazze'nin merkezindeki bir bölgeyi hedef aldığını ve cesetlerle yaralıların El-Saraya Hastanesi'ne kaldırıldığını açıkladı. Bu olay, son haftalarda ateşkesin en ciddi ihlallerinden biri olarak kayıtlara geçti.
İhlalin Arka Planı ve Ateşkesin Durumu
Ekim 2024'te varılan ateşkes anlaşması, taraflar arasında uzun süren müzakereler sonucunda imzalanmıştı. Anlaşma, insani yardımların bölgeye girişi, esir takası ve İsrail güçlerinin Gazze'den kademeli olarak çekilmesini öngörüyordu. Ancak anlaşmanın imzalanmasından bu yana taraflar birbirlerini ihlalle suçluyor. İsrail, Hamas'ın yeniden silahlandığı ve tünelleri onardığı gerekçesiyle belirli bölgelerde sınırlı operasyonlar yaparken, Hamas da İsrail'in yardım girişini engellediğini ve ateşkes şartlarını tam uygulamadığını iddia ediyor. Perşembe günkü saldırı, İsrail'in insansız hava araçlarıyla düzenlediği ve 'hedefli saldırı' olarak nitelendirdiği bir operasyonun parçasıydı. Filistinli kaynaklar, ölenler arasında sivillerin de bulunabileceğini belirtirken, İsrail tarafı henüz bir açıklama yapmadı.
Ateşkesin bu şekilde ihlal edilmesi, bölgede tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu. BM ve ABD başta olmak üzere uluslararası aktörler, tarafları itidal çağrısında bulunarak ateşkese bağlı kalmaya çağırdı. Ancak sahadaki durum, anlaşmanın sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor. Son haftalarda İsrail'in Gazze'nin kuzeyinde bazı noktalarda askeri varlığını artırdığına dair haberler de geliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki ateşkesin ihlali, yalnızca Filistin-İsrail çatışmasının seyrini etkilemekle kalmıyor; aynı zamanda bölgesel dengeleri de sarsıyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakereler, taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle sık sık tıkanıyor. İsrail'in saldırıları, özellikle de insansız hava araçlarıyla yapılanlar, Hamas'ı yeniden çatışmaya sürükleyebilir. Öte yandan, İsrail'deki aşırı sağcı hükümet ortakları, ateşkes anlaşmasını 'Hamas'a taviz vermek' olarak nitelendiriyor ve başbakan Netanyahu'yu anlaşmayı uygulamakta yetersiz olmakla eleştiriyor. Bu iç siyasi baskı, Netanyahu'nun ateşkese bağlılığını zayıflatabilir.
Küresel boyutta ise ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu politikaları önemli bir faktör. Trump yönetiminin İsrail'e verdiği koşulsuz destek, uluslararası toplumun ateşkesi koruma çabalarını baltalıyor. BM Güvenlik Konseyi'nde alınan ateşkes çağrıları, ABD'nin vetosuyla karşılaşabiliyor. Bu durum, uluslararası hukukun ve insancıl hukukun askıya alındığı bir ortam yaratıyor. Son saldırıda kullanılan insansız hava araçlarının ABD yapımı olması da dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'de ateşkesin sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması için aktif bir diplomasi yürütüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sık sık Filistin davasına destek mesajı verirken, İsrail ile ticari ve diplomatik ilişkileri kesme noktasına kadar giden bir söylem kullanıyor. Bu saldırı, Türkiye'nin bölgede savunduğu ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösteriyor. Tüm bunlar Türk dış politikasında Filistin meselesini sıcak tutarken, aynı zamanda Türkiye'nin Katar ve Mısır'la birlikte oynadığı arabuluculuk rolünü de sorgulatabilir. Bölgede istikrar sağlanamaması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını da dolaylı olarak etkileyebilecek bir gelişme.