Gazze Şeridi'nde yaralanan veya kronik hastalıklarla mücadele eden Filistinli gazeteciler, 8 Nisan 2025 tarihinde kent merkezinde bir protesto gösterisi düzenleyerek, acil tıbbi tahliye talebinde bulundu. Göstericiler, İsrail ablukası altındaki bölgede sağlık hizmetlerine erişimin neredeyse imkansız hale geldiğini vurguladı. Gazeteciler, ellerinde "Gazze'den çıkış hakkı" ve "Tıbbi tahliye artık bir lüks değil" yazılı pankartlar taşıdı. Olay, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütlerinin daha önce defalarca dile getirdiği, Gazze'deki acil tahliye ihtiyacının bir kez daha gündeme gelmesine neden oldu.
Gazetecilerin çaresizliği ve sağlık krizi
Protestoya katılan gazeteciler, çoğunlukla İsrail saldırılarında yaralanmış ya da abluka nedeniyle tedavi edilemeyen hastalıklarla boğuşan kişilerden oluşuyor. Filistin Gazeteciler Sendikası'na göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana en az 145 gazeteci öldürüldü, yüzlercesi yaralandı. Yaralı gazetecilerin çoğu, kanser, diyabet gibi kronik hastalıklar veya savaş yaralanmaları nedeniyle acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyuyor ancak Gazze'deki hastaneler, ilaç ve malzeme kıtlığı nedeniyle yeterli bakımı sağlayamıyor.
Göstericiler, uluslararası topluma ve özellikle BM'ye çağrıda bulunarak, hasta ve yaralı gazetecilerin acilen Mısır veya Batı Şeria'ya tahliye edilmesini talep etti. Gazze'deki sağlık sistemi, çatışmalar ve abluka nedeniyle çökme noktasında. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Gazze'de 10 binin üzerinde hastanın acil tıbbi tahliyeye ihtiyacı var.
Bölgesel ve uluslararası boyut
Gazze'deki insani kriz, bölgesel güçler ve uluslararası aktörler arasında yeni diplomatik girişimleri de beraberinde getirebilir. Mısır, Refah Sınır Kapısı'nı sınırlı olarak açsa da, çıkış izinleri genellikle siyasi nedenlerle kısıtlanıyor. Özellikle gazetecilerin tahliyesi, ifade özgürlüğü ve savaş muhabirliğinin korunması açısından kritik bir test niteliğinde. Uluslararası Af Örgütü ve Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü, Gazze'deki gazetecilerin korunması için derhal harekete geçilmesi çağrısında bulundu. Bu olay, aynı zamanda Filistin meselesinin uluslararası kamuoyunda yeniden canlanmasına ve İsrail'in abluka politikasının sorgulanmasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği tarihsel destek ve Gazze'ye yönelik insani yardımlarıyla biliniyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü pekiştirmek için bir fırsat sunuyor. Ankara, yaralı gazetecilerin tahliyesi için Mısır ve BM nezdinde girişimlerde bulunabilir. Ayrıca Türkiye, Gazze'deki sağlık krizine dikkat çekmek ve uluslararası baskıyı artırmak için diplomatik kanalları kullanabilir. Türkiye'nin bu konudaki adımları, hem İslam dünyasındaki liderlik konumunu güçlendirecek hem de insani yardım alanındaki kredibilitesini artıracaktır.