Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu'nun (UNICEF) Gazze'deki açlık ve yetersiz beslenmeye ilişkin son raporu, İsrail'in destekçileri tarafından kasıtlı olarak çarpıtılıyor ve bu durum, sahadaki trajedinin boyutunu gizlemeye yönelik bir propaganda kampanyasının parçası olarak değerlendiriliyor. Raporda, Gazze Şeridi'nde binlerce çocuğun açlık ve hastalık nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya olduğu belirtilirken, bazı çevreler raporu sanki kıtlık yaşanmıyormuş gibi yorumluyor. Bu çarpıtma, uluslararası toplumun Gazze'deki insani felakete kayıtsız kalmasına yol açıyor ve İsrail'in ablukasının yarattığı yıkımı meşrulaştırma amacı taşıyor.
Gelişmenin Arka Planı: UNICEF Raporu ve İçeriği
UNICEF, Mart 2024'te yayınladığı raporda, Gazze'deki çocukların yüzde 31'inin akut yetersiz beslenmeden muzdarip olduğunu ve bu oranın bazı bölgelerde yüzde 50'ye ulaştığını açıkladı. Raporda, özellikle kuzey Gazze'de durumun vahim olduğu, çocuk ölümlerinin arttığı ve acil müdahale edilmemesi halinde binlerce çocuğun ölebileceği vurgulandı. UNICEF yetkilileri, bu verilerin sahadaki sağlık ekiplerinin doğrudan ölçümlerine dayandığını ve raporun bilimsel olarak sağlam bir metodolojiyle hazırlandığını belirtti.
Raporun yayınlanmasının ardından İsrail hükümeti ve bazı Batılı destekçileri, rakamların abartılı olduğunu, UNICEF'in verilerinin güvenilir olmadığını ve Gazze'de gerçek bir kıtlık yaşanmadığını iddia etti. Bu iddialar, sosyal medyada da geniş yankı buldu. Örneğin, bazı hesaplar, UNICEF raporunun yalnızca bir ön değerlendirme olduğunu ve bu tür raporların zamanla revize edildiğini öne sürerek gerçeği bulandırmaya çalıştı. Oysa ki, Dünya Gıda Programı (WFP) ve diğer BM kuruluşları da Gazze'de benzer tespitlerde bulunuyor ve bölgenin açlıkla karşı karşıya olduğunu doğruluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Propaganda Savaşı ve İnsani Hukuk İhlalleri
Gazze'deki açlık krizi, sadece insani bir felaket değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ciddi bir ihlalidir. İsrail'in Gazze'ye uyguladığı abluka, gıda, su, ilaç ve yakıt gibi temel ihtiyaç maddelerinin girişini engellemekte, bu da açlığı hem bir savaş suçu hem de toplu cezalandırma yöntemi haline getirmektedir. UNICEF raporunun çarpıtılması, bu ihlallerin görmezden gelinmesine hizmet ediyor ve uluslararası toplumun İsrail üzerindeki baskısını azaltıyor.
Ayrıca, bu propaganda, Batı kamuoyunda İsrail'e yönelik desteğin sürdürülmesini amaçlıyor. Özellikle ABD ve Avrupa ülkeleri, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarına koşulsuz destek verirken, bu tür çarpıtmalar kendi kamuoylarını ikna etmek için kullanılıyor. Ancak, BM uzmanları ve sivil toplum örgütleri, bu çarpıtmaların gerçeği değiştirmediğini, Gazze'deki durumun açık bir insani felaket olduğunu ve acil ateşkes çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize yönelik en güçlü tepkiyi veren ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını defalarca kınadı ve Türkiye, bölgeye insani yardım ulaştıran birkaç ülkeden biri. UNICEF raporunun çarpıtılması, Türkiye'nin Gazze'deki soykırım iddialarına ilişkin uluslararası hukukta attığı adımların önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, bu tür çarpıtmaların uluslararası toplumu yanılttığını ve gerçeklerin ortaya çıkması için uluslararası soruşturma yapılması gerektiğini savunuyor. Ayrıca, bu kriz, Türkiye'nin bölgesel aktör olarak etkisini artırmakta ve Gazze'deki kalıcı ateşkes için diplomatik girişimlerini güçlendirmesine zemin hazırlamaktadır.