İsrail'in Gazze Şeridi'nde genişleyen kontrol bölgesinde, geceleri şiddetli top atışları, gündüzleri ise aralıksız silah sesleri duyuluyor. ABD’nin geçen yıl arabuluculuk yaparak sağladığı ateşkes sırasında Gazze’nin yalnızca yarısını kontrol eden İsrail Ordusu, son haftalarda daha da derinlere ilerledi. Filistinliler bu genişleme karşısında ağır bir bedel ödüyor; onlarca sivil hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yerinden edildi. Çatışmaların yoğunlaştığı bölgelerde insani durum her geçen gün kötüleşiyor.
Genişleyen Kontrol ve Yıkım
İsrail güçleri, Gazze’nin kuzeyinden güneyine uzanan bir hat boyunca kontrol noktaları kurarak, hareket kabiliyetini artırdı. Özellikle Refah ve Han Yunus kentlerinde yoğun çatışmalar yaşanıyor. İsrail Ordu Sözcüsü, operasyonların Hamas’ın askeri altyapısını hedef aldığını belirtirken, Filistinli yetkililer sivillerin hedef alındığını iddia ediyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmaların başladığı Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 30 binden fazla kişi hayatını kaybetti. BM, ateşkes çağrılarını yinelerken, İsrail yönetimi güvenlik gerekçesiyle operasyonları sürdüreceğini açıkladı.
Bölgedeki hastaneler, yetersiz tıbbi malzeme ve yakıt sıkıntısı nedeniyle hizmet veremez hale geldi. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze’deki sağlık sisteminin çökme noktasında olduğunu bildirdi. Su ve gıda erişiminin de kritik düzeyde olduğu bölgede, BM acil durum koordinatörü, "Şu anda insani yardım bile kıtlığın önüne geçemiyor" dedi.
Uluslararası Tepkiler ve Diplomasi
ABD, İsrail’in kendini savunma hakkına destek vermekle birlikte, sivil kayıpların azaltılması için kısıtlı adımlar atılmasını istedi. Avrupa Birliği ise İsrail’e yönelik silah ambargosu çağrılarını artırıyor. Mısır ve Katar, yeni bir ateşkes için taraflar arasında mekik diplomasisi yürütüyor. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “Hamas tamamen yok edilene kadar durmayacağız” diyerek müzakere kapılarını kapattı. Bu durum, bölgede yeni bir çatışma dalgasının kaçınılmaz olduğu yorumlarına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze’de artan şiddet ve İsrail’in kontrol alanını genişletmesi, Türkiye’nin bölgesel istikrar hedefleri açısından doğrudan risk oluşturuyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinirken, çatışmanın tırmanması, Doğu Akdeniz’deki enerji güvenliği ve bölgesel ticaret yollarını da etkileyebilir. Ayrıca insani yardım çabalarının önünü tıkayan bu durum, Türkiye’nin Mısır ve Katar ile birlikte yürüttüğü arabuluculuk girişimlerini zayıflatıyor. Uzun vadede Gazze’deki insani felaket, Türkiye’nin Ortadoğu’daki nüfuzunu ve bölgesel işbirliği potansiyelini test edecek bir sınav niteliği taşıyor.