Gazze Şeridi'nde yaşayan yedi yaşındaki Filistinli çocuk Ayoub Junaid'in görme engeli nedeniyle kullandığı gözlüğünün kırılması sonrası gözyaşlarına boğulduğu anlar, dünya genelinde geniş yankı buldu. Görme yetisini neredeyse tamamen kaybeden minik Ayoub, kendisine hediye edilen yeni bir gözlük alsa da asıl ihtiyacı olan tedaviye ulaşamıyor. Gazze'deki sağlık sisteminin çökme noktasına gelmesiyle binlerce çocuk gibi Ayoub da hayati ameliyat için sırada bekliyor.
Gelişmenin arka planı
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada yayılan bir videoda, Ayoub Junaid'in kırılan gözlüğüne ağladığı ve çaresizce yardım istediği görülüyor. Görme engeli nedeniyle gözlüğü olmadan neredeyse hiçbir şey göremeyen çocuğun bu hali, uluslararası toplumda büyük üzüntü ve öfke yarattı. Videoda Ayoub, “Gözlüğüm kırıldı, artık hiçbir şey göremiyorum” diyerek yardım çağrısında bulunuyor.
Yardım kuruluşlarının devreye girmesiyle Ayoub'a yeni bir gözlük temin edildi. Ancak asıl sorun, çocuğun görme kaybının kalıcı hale gelmemesi için acilen ihtiyaç duyduğu cerrahi müdahale. Filistinli doktorlara göre Ayoub'un göz sinirlerinde ciddi hasar var ve bu hasarın giderilmesi için özel bir ameliyat gerekiyor. Ne yazık ki Gazze'deki hastanelerin büyük kısmı İsrail saldırıları nedeniyle ya tahrip olmuş durumda ya da temel tıbbi malzeme ve personelden yoksun.
Birleşmiş Milletler verilerine göre Gazze'de şu anda 50 binden fazla çocuk hayati tedaviye erişemiyor. Sağlık sisteminin yüzde 80'i çalışamaz hale gelirken, en kritik hastaların bile yurt dışına sevki engelleniyor. Ayoub'un hikayesi, bu büyük insani krizin sadece küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ayoub'un görüntüleri sadece bireysel bir trajediyi değil, aynı zamanda Gazze'de devam eden savaşın çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini de gözler önüne seriyor. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'deki çocuk ölümlerinin yarısının önlenebilir nedenlerden kaynaklandığını ve sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanmasının bir savaş suçu olabileceği uyarısında bulunuyor.
Uluslararası toplumdan gelen tepkiler ise sınırlı kalıyor. ABD ve Avrupa Birliği'nin insani yardım çağrıları yapmasına rağmen, İsrail'in Gazze'ye yönelik ablukası devam ediyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin ateşkes kararları ise uygulanamıyor. Bu durum, insani yardımların bölgeye ulaşmasını neredeyse imkânsız hale getiriyor.
Öte yandan, sivil toplum kuruluşları ve aktivistler Ayoub'un videosunu kullanarak uluslararası kamuoyunu harekete geçirmeye çalışıyor. #AyoubGörsün hashtag'i ile başlatılan kampanyada, çocuğun ameliyatı için fon toplanması ve Gazze'ye tıbbi yardım koridoru açılması talep ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizin en başından bu yana aktif diplomasi yürüten ve yardım gönderen ülkelerin başında geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'e yönelik sert eleştirileri ve Filistin davasına verdiği destek, Türkiye'nin bölgedeki pozisyonunu netleştiriyor. Ancak Ayoub gibi vakalar, Türkiye'nin insani yardımlarını daha sistematik ve sürdürülebilir hale getirmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca bu tür videoların uluslararası kamuoyunda yarattığı etki, Türkiye'nin Gazze konusundaki girişimlerine diplomatik zemin hazırlayabilir. Türkiye, krizin çözümünde arabuluculuk rolünü güçlendirmek için bu tür insan hikayelerini daha etkin kullanabilir.