Gazze Şeridi'nde son 24 saat içinde en az 12 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Filistin Sağlık Bakanlığı kaynaklarına göre, İsrail güçlerinin düzenlediği hava saldırılarında çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere onlarca kişi yaralandı. Saldırılar, Refah ve Han Yunus kentleri başta olmak üzere yoğun nüfuslu bölgeleri hedef aldı. İsrail ordusu, Hamas militanlarının faaliyet gösterdiği iddia edilen noktalara yönelik operasyon düzenlediğini açıklarken, sivil kayıpların yaşanmaması için gerekli önlemlerin alındığını savundu. Ancak Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, sivil kayıpların orantısız olduğunu ve uluslararası hukukun ihlal edildiğini belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Hamas arasındaki çatışma, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği sürpriz saldırının ardından başlamıştı. O tarihten bu yana Gazze'de 40 bini aşkın kişi hayatını kaybetti, 1.9 milyon kişi yerinden edildi. İsrail'in kara harekâtıyla birlikte saldırılar yoğunlaştı ve altyapı büyük ölçüde tahrip oldu. Son 24 saatteki saldırılar, özellikle Refah sınır kapısı yakınlarında yoğunlaştı. Kapı, Mısır'a insani yardım sevkiyatı için kritik bir nokta olmasına rağmen, İsrail'in kontrol uygulaması nedeniyle yardım akışı ciddi şekilde kısıtlanmış durumda.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze'deki saldırılar, bölgesel gerilimi tırmandırma potansiyeli taşıyor. İsrail-Lübnan sınırında Hizbullah ile yaşanan çatışmalar da giderek artıyor. İran destekli gruplar, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını sonlandırmaması halinde daha geniş çaplı bir savaşa dönüşme uyarısında bulunuyor. Öte yandan, ABD'nin ateşkes çağrılarına rağmen İsrail'in askeri hedeflerine ulaşana kadar operasyonları sürdüreceğini açıklaması, uluslararası toplumda endişe yaratıyor. Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakereleri ise tıkanmış durumda. Son olarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yapılan oylamalarda ABD, İsrail aleyhine alınacak kararları veto ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki saldırılar, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği siyasi ve diplomatik desteği etkileyebilir. Ankara, İsrail ile ilişkileri normalleştirme sürecini durdurmuş ve BM'de İsrail'i kınayan kararlara aktif destek vermiştir. Ancak Türkiye'nin bölgedeki enerji projeleri ve Doğu Akdeniz'deki çıkarları, İsrail ile tam bir kopuşu engellemektedir. Öte yandan, kamuoyundaki Filistin yanlısı duygular ve AK Parti'nin seçmen tabanındaki hassasiyet, hükümetin daha sert bir duruş sergilemesini talep etmektedir. Bu nedenle Türkiye, hem siyasi hem de insani yardım kanallarını aktif tutarak bir yandan İsrail'i eleştirirken, diğer yandan çatışmanın yayılmasını önlemeye çalışacaktır.