İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının ardından bölgede hayat tanınmaz hale geldi. 43 yaşındaki Ahmed İşteyvi'nin altı plastik sandalyesi var; ucuz, yıpranmış ama onun için hayatın son parçaları. Gazze'de insanlar artık ne savaşın ne de barışın hüküm sürdüğü bir belirsizlikte yaşıyor. Hastalık, yıkım ve umutsuzluk kol geziyor.
Savaşın Ardından Hayat: Enkazda Var Olma Mücadelesi
Ahmed İşteyvi, 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırıları ve ardından gelen İsrail saldırıları öncesinde sıradan bir hayata sahipti. Şimdi ise altı sandalyesiyle bir enkaz yığınının ortasında yaşam mücadelesi veriyor. "Bu sandalyeler benim tek varlığım" diyor. Gazze'de milyonlarca insan benzer bir kaderi paylaşıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, bölgedeki nüfusun büyük bir kısmı yerinden edilmiş durumda ve temel ihtiyaçlara erişim neredeyse imkansız.
Son üç yılda Gazze'de yaşam koşulları dramatik biçimde kötüleşti. Altyapı çökmüş, hastaneler çalışamaz halde, temiz su ve gıda bulmak günlük bir mücadele. Dünya Sağlık Örgütü, bölgede bulaşıcı hastalıkların hızla yayıldığı uyarısında bulunuyor. Çocuklar arasında ishal, solunum yolu enfeksiyonları ve cilt hastalıkları salgın boyutunda. Sağlık sisteminin çöküşü nedeniyle basit yaralanmalar bile ölümcül olabiliyor.
İşteyvi gibi Gazzeliler, her gün ölüm kalım savaşı veriyor. Elektrik kesintileri nedeniyle geceleri karanlıkta kalıyor, gündüzleri ise enkazdan yiyecek ve yakacak toplamaya çalışıyorlar. "Ne savaş ne barış" ifadesi, halkın içinde bulunduğu belirsizliği en iyi anlatan söz. Ateşkes görüşmeleri sonuçsuz kalırken, insanlar bir yandan bombalardan kaçıyor, diğer yandan hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Uluslararası Toplumun Sessizliği ve Bölgesel Gerilim
Gazze'deki insani kriz her geçen gün derinleşirken, uluslararası toplumun tepkisi yetersiz kalıyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli yardım kuruluşları, İsrail'in uyguladığı kısıtlamalar nedeniyle bölgeye yeterli yardım ulaştıramıyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuk çabaları şimdiye kadar kalıcı bir ateşkes sağlayamadı. ABD ise İsrail'e verdiği desteği sürdürürken, insani yardım konusunda baskı yapıyor.
Bölgesel aktörler açısından Gazze, İran ve İsrail arasındaki vekalet savaşının merkezinde yer alıyor. Hizbullah, Husiler ve diğer grupların saldırıları, çatışmanın yayılma riskini artırıyor. Lübnan sınırında zaman zaman yaşanan çatışmalar, bölgenin daha geniş bir savaşa sürüklenebileceği endişesini doğuruyor.
Türkiye, Gazze konusunda aktif bir diplomasi yürütüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i soykırımla suçlayarak sert eleştirilerde bulunuyor ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyor. Türkiye, Mısır ve Katar ile koordineli olarak ateşkes için çaba sarf ediyor. Ancak İsrail ile ilişkiler tamamen kopmuş durumda ve ticaret durdurulmuş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin dış politikası ve bölgesel güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle İslam dünyasında liderlik iddiasını sürdürüyor; ancak İsrail ile artan gerilim, Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik dengelerini etkiliyor. Ayrıca, Gazze'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin güney sınırlarında yeni göç dalgalarına yol açabilir. Türkiye, ateşkes ve insani yardım konusunda diplomatik girişimlerini sürdürürken, bölgesel aktörlerle ilişkilerini dengelemek zorunda. Uzun vadede, Gazze'nin yeniden inşası ve barış süreci, Türkiye'nin bölgesel rolünü şekillendirecek.