Gazze Şeridi'nde yakıt kıtlığı nedeniyle birçok hastanenin elektrik jeneratörleri artık çalışmıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bölgedeki sağlık sisteminin çöküşün eşiğinde olduğunu ve binlerce hastanın hayati risk taşıdığını bildirdi. İsrail'in uyguladığı abluka ve devam eden çatışmalar nedeniyle yakıtın Gazze'ye ulaştırılamaması, hastaneleri karanlığa ve tıbbi cihazsız kalmaya mahkûm ediyor.
Yakıt krizi nasıl derinleşti?
Gazze'ye yakıt girişi, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana sürdürdüğü sıkı abluka nedeniyle neredeyse tamamen durmuş durumda. Bölgede elektrik üretimi için gereken dizel yakıt, hastanelerin jeneratörlerini çalıştırmak için kritik önem taşıyor. Ancak İsrail, yakıtın Hamas tarafından askeri amaçlarla kullanılabileceği gerekçesiyle geçişine izin vermiyor. Yardım kuruluşları ise yakıtın yalnızca sivil altyapı ve hastaneler için kullanılacağını garanti etmelerine rağmen engellemelerle karşılaşıyor.
DSÖ'nün son raporuna göre, Gazze'deki 36 hastaneden yalnızca birkaçı kısmen çalışır durumda. Kuzey Gazze'deki hastanelerin çoğu tamamen hizmet dışı kalmış durumda. El Şifa Hastanesi gibi büyük tesisler, yakıt olmadığı için jeneratörlerini kapatmak zorunda kaldı. Bu durum, yoğun bakım, ameliyathane, diyaliz ve kuvöz gibi hayati birimlerin çalışamaması anlamına geliyor.
Yakıt sıkıntısı sadece elektriği değil, aynı zamanda su temini, sanitasyon ve iletişim sistemlerini de vuruyor. Hastanelerde su pompaları çalışmadığı için temiz suya erişim de kesiliyor, bu da salgın hastalık riskini artırıyor.
İnsani krizin boyutları
Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'de 2,3 milyon insan yaşıyor ve bunların büyük çoğunluğu yerinden edilmiş durumda. Sağlık hizmetlerine erişim neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Yaralıların tedavi edilememesi, kronik hastaların ilaç bulamaması ve yeni doğan bebeklerin kuvözlerde hayatta kalamaması gibi trajik sonuçlar yaşanıyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi, Gazze'deki hastanelerin artık birer morga dönüştüğünü belirtiyor. Sağlık çalışanları, elektrik olmadığı için ameliyatları cep telefonu ışığıyla yapmaya çalıştıklarını aktarıyor. Ancak bu koşullar altında enfeksiyon riski ve komplikasyonlar kaçınılmaz hale geliyor.
Mısır üzerinden Gazze'ye yakıt sevkiyatı için yapılan girişimler ise İsrail'in onayı olmadan gerçekleşemiyor. Mısır, Refah Sınır Kapısı'ndan yakıt göndermeyi teklif etmiş olsa da İsrail, yakıtın denetlenmesi konusunda ısrarcı. Bu da yardımların gecikmesine neden oluyor.
Uluslararası tepkiler ve çözüm arayışları
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze'deki yakıt krizinin "insani bir felaket" olduğunu vurgulayarak İsrail'e yakıt girişine izin verme çağrısı yaptı. Ancak İsrail, Hamas'ın yakıtı tünellerde ve roket yapımında kullandığını iddia ederek bu çağrıları reddediyor.
ABD ve Avrupa ülkeleri, insani yardım kuruluşlarının yakıt dağıtımını denetlemesi koşuluyla İsrail'in yakıt girişine sınırlı izin verebileceğini belirtiyor. Fakat şu ana kadar somut bir adım atılmış değil. Katar ve Türkiye gibi ülkeler ise yakıt yardımı konusunda arabuluculuk yapmayı önerdi.
Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'deki sağlık sisteminin tamamen çökmesi durumunda bölgede salgın hastalıkların hızla yayılacağı uyarısında bulunuyor. Kolera, tifo ve dizanteri gibi su kaynaklı hastalıkların yanı sıra COVID-19 vakalarında da artış bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin Ortadoğu politikasında merkezi bir yer tutuyor. Türkiye, İsrail'e karşı tutumunu sertleştirerek bölgedeki insani yardımların artırılması için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Yakıt krizi, Türkiye'nin Mısır ve Katar ile yürüttüğü arabuluculuk çabalarını zorlaştırırken, aynı zamanda Türkiye'nin bölgede insani diplomasi rolünü güçlendirme fırsatı sunuyor. Enerji jeopolitiği açısından ise Gazze'deki yakıt sıkıntısı, Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirebilir. Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için yakıt sevkiyatının bir an önce başlaması gerektiğini savunuyor.