Filistin Sağlık Bakanlığı, Gazze Şeridi'ndeki 34 oksijen istasyonundan en az 22'sinin İsrail ablukası ve ciddi yedek parça kıtlığı nedeniyle hizmet dışı kaldığını bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, kalan tesislerin de aynı şekilde kapanma riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunuldu. Bu gelişme, Gazze'deki sağlık sisteminin çökme noktasına geldiğini ve binlerce hastanın hayati tehlikeyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Gazze'de Sağlık Krizi Derinleşiyor
Filistin Sağlık Bakanlığı, cumartesi günü yaptığı açıklamada, Gazze'deki oksijen istasyonlarının büyük bir bölümünün kullanılamaz hale geldiğini duyurdu. Bakanlık, İsrail'in uyguladığı abluka nedeniyle yedek parça ve tıbbi malzeme temininin neredeyse imkânsız olduğunu, bu durumun hastanelerdeki yoğun bakım ünitelerini ve solunum cihazına bağlı hastaları doğrudan etkilediğini kaydetti. Açıklamada ayrıca, çalışır durumda olan oksijen istasyonlarının da bakım ve onarım eksikliği nedeniyle her an devre dışı kalabileceği belirtildi.
Gazze'deki sağlık yetkilileri, mevcut durumun özellikle kronik hastalıkları olanlar, ameliyat sonrası bakım görenler ve solunum güçlüğü çeken çocuklar için büyük risk oluşturduğunu vurguluyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) daha önce yaptığı açıklamalarda, Gazze'deki sağlık altyapısının çökme noktasına geldiğini ve binlerce hastanın temel sağlık hizmetlerine erişiminin kesintiye uğradığını bildirmişti. Birleşmiş Milletler de İsrail'in ablukasını kaldırması ve insani yardımların kesintisiz biçimde bölgeye ulaştırılması çağrısında bulunuyor.
Uluslararası Toplumdan Tepkiler
Bu gelişme, uluslararası toplumdan geniş çaplı tepki çekti. Birçok ülke ve insan hakları örgütü, İsrail'i Gazze'deki sivillerin temel haklarını ihlal etmekle suçluyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, Gazze'deki durumun 'insani felaket' boyutuna ulaştığını ve tarafları ateşkes sağlamaya çağırdığını yineledi. Arap Birliği ise acil toplantı talep ederek, Gazze'ye insani yardım koridoru açılmasını istedi.
İsrail ise ablukanın, Hamas'ın silah ve mühimmat teminini engellemek amacıyla uygulandığını savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu politikanın toplu cezalandırma anlamına geldiğini ve sivillerin yaşamını doğrudan tehdit ettiğini belirtiyor. Gazze'de 2 milyondan fazla kişi, derin bir insani kriz içinde yaşam mücadelesi veriyor. Temel gıda, su ve elektrik gibi ihtiyaçların yanı sıra sağlık hizmetlerine erişim büyük ölçüde sınırlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki bu insani kriz, Türkiye'nin yakından izlediği ve müdahil olduğu bir bölgesel meseledir. Türkiye, geçmişte Gazze'ye insani yardım ulaştırılmasında öncü bir rol üstlenmiş ve Filistin davasının güçlü bir destekçisi olmuştur. Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin halkına yönelik insani yardım politikalarını yeniden gündeme getirebilir ve Türk dış politikasında Filistin konusunun önceliğini pekiştirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleri ve arabuluculuk çabaları, Gazze'deki sağlık krizinin hafifletilmesi açısından önem taşımaktadır.