Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda'nın özerk yönetim liderleri, Pazartesi günü bir araya gelerek Birleşik Krallık'ın parçalanmasına kapı aralayabilecek bir pakt imzaladı. Üç yarı-özerk bölgenin başbakanları, Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham ve hükümetine anayasal değişime hazırlanmaları çağrısında bulundu. Pakt, Londra ile bölgesel yönetimler arasındaki gerilimi tırmandırırken, ülkenin geleceğine dair tarihi bir dönüm noktası olarak nitelendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Birleşik Krallık, 1998'deki Good Friday Anlaşması ve 1997'deki devolution (yetki devri) reformlarıyla Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda'ya kendi parlamentolarını ve yürütme organlarını kazandırmıştı. Ancak son yıllarda özellikle Brexit sonrası dönemde, bölgesel yönetimler ile Westminster arasındaki ilişkiler giderek bozuldu. İskoçya'da bağımsızlık yanlısı SNP hükümeti, 2023'te ikinci bir bağımsızlık referandumu için yasal süreç başlatmış; Galler'de Plaid Cymru ve Kuzey İrlanda'da Sinn Féin, Londra'nın mali ve siyasi müdahalelerinden şikâyetçi olmuştu.
Pazartesi günü imzalanan pakt, bu kırılgan dengeyi daha da sarsıyor. Edinburg, Cardiff ve Belfast'tan yapılan ortak açıklamada, "Birleşik Krallık'ın mevcut anayasal yapısı sürdürülemez hale gelmiştir" ifadesi kullanıldı. Liderler, Başbakan Burnham'a ortak bir çalışma grubu kurulması ve 2026 sonuna kadar anayasal reform takvimi açıklanması çağrısı yaptı. Aksi takdirde, üç bölgenin kendi kaderini tayin hakkını kullanabileceği uyarısında bulunuldu.
Başbakan Andy Burnham, paktın ardından yaptığı ilk açıklamada, "Birleşik Krallık'ın bütünlüğü bizim için pazarlık konusu değildir" dedi. Ancak Burnham'ın, artan baskı karşısında nasıl bir yol izleyeceği belirsizliğini koruyor. Muhalefet partileri, paktı "sorumluluktan kaçmak" olarak nitelendirirken, kamuoyu yoklamaları İskoçya'da bağımsızlık desteğinin %52, Galler'de %38, Kuzey İrlanda'da ise Birleşik Krallık'tan ayrılma yanlılarının %47 seviyesinde olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Birleşik Krallık'ın olası dağılması, sadece ada ülkesini değil, tüm Avrupa'nın siyasi mimarisini etkileyecek. İskoçya bağımsız olursa, nükleer silahların bulunduğu Faslane üssünün statüsü tartışmaya açılacak; Birleşik Krallık'ın BM Güvenlik Konseyi daimi üyeliği ve NATO içindeki ağırlığı sorgulanacak. Kuzey İrlanda'nın Birleşik Krallık'tan ayrılıp İrlanda ile birleşmesi, Good Friday Anlaşması'nın garantörlüğünü üstlenen ABD ve AB için de yeni bir kriz anlamına gelir. Galler'in bağımsızlık ihtimali ise Avrupa'daki diğer özerk bölgeler için emsal teşkil edebilir; Katalonya, Bask Bölgesi ve Flanders gibi yerlerde benzer talepleri cesaretlendirebilir.
Ekonomik açıdan, Birleşik Krallık'ın en büyük ticaret ortakları ABD ve AB ile ilişkileri yeniden şekillenebilir. Sterlin'in değeri, paktın ardından dolar karşısında %1,2 değer kaybetti. Londra borsası ise günü %0,8 düşüşle kapattı. Uluslararası yatırımcılar, siyasi belirsizliğin uzun sürmesi halinde İngiltere'den sermaye çıkışı yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'ın olası dağılması, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da Avrupa'daki güç dengesini derinden etkiler. İskoçya'nın bağımsızlığı, NATO içindeki nükleer paylaşım düzenlemelerini sarsar; Türkiye'nin ittifak içindeki konumu ve savunma iş birlikleri bu belirsizlikten etkilenebilir. Ayrıca, Katalonya gibi ayrılıkçı hareketlere cesaret veren bir emsal, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü üyelik müzakerelerinde ve Kıbrıs meselesinde yeni dinamikler yaratabilir. Ankara, Birleşik Krallık ile ticari ve savunma ilişkilerini çeşitlendirerek bu süreci yakından izlemeli.