Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi, yapay zeka (YZ) ve teknoloji egemenliği konularının ağırlık kazandığı son gün oturumlarıyla tamamlandı. Zirvede, özellikle sosyal medya platformlarında reşit olmayanların korunmasına yönelik ortak bir tavır alınması kararlaştırılırken, yapay zeka teknolojilerinin etik ve güvenlik boyutları masaya yatırıldı. Liderler, dijital çağın getirdiği fırsatlar kadar tehditlere karşı da koordineli bir mücadele yürütülmesi gerektiği konusunda mutabık kaldı.
Zirvenin ana gündemi: Yapay zeka ve sosyal medya düzenlemeleri
Zirvenin kapanış oturumunda, yapay zeka teknolojilerinin geliştirilmesi ve düzenlenmesinde ulusal egemenliklerin korunması ön plana çıktı. G7 ülkeleri, yapay zeka sistemlerinin insan haklarına saygılı, şeffaf ve hesap verebilir olması için ortak bir çerçeve oluşturma kararı aldı. Özellikle ABD ve Avrupa Birliği arasında, YZ düzenlemelerinde farklı yaklaşımlar olmasına rağmen, temel ilkelerde uzlaşıldığı bildirildi.
Sosyal medyanın gençler üzerindeki etkileri de zirvenin en dikkat çeken başlıklarından biriydi. Tüm G7 liderleri, 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımına sınırlama getirilmesi fikrine destek verdi. Birleşik Krallık, bu alanda halihazırda bir yasa çıkarmış durumda. Ülkede Online Safety Act (Çevrimiçi Güvenlik Yasası) kapsamında sosyal medya şirketleri, çocukların zararlı içeriklere maruz kalmasını önlemekle yükümlü kılınmıştı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise benzer bir yasanın hazırlıklarına başladıklarını duyurdu. Fransa'da 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımının tamamen yasaklanması veya ebeveyn iznine bağlanması gibi seçenekler değerlendiriliyor.
Liderler ayrıca, yapay zeka destekli deepfake içeriklerin seçimlere müdahale amacıyla kullanılmasının önlenmesi konusunda da mutabık kaldı. Bu amaçla, yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin etiketlenmesi ve tespit mekanizmalarının güçlendirilmesi kararlaştırıldı. Zirve bildirisinde, 'Dijital platformların şeffaflığının artırılması ve kullanıcıların haklarının korunması konusunda ortak eylem planı uygulanacaktır' ifadelerine yer verildi.
Küresel boyut ve teknoloji egemenliği yarışı
G7 ülkeleri, özellikle Çin'in yapay zeka alanındaki hızlı ilerleyişine karşı teknolojik bağımsızlıklarını güçlendirmeyi hedefliyor. Zirvede, kritik teknolojilerde arz güvenliğinin sağlanması ve yarı iletken tedarik zincirinin çeşitlendirilmesi gibi konular da ele alındı. Liderler, yapay zeka araştırmalarına daha fazla kamu kaynağı ayrılması ve bu alanda yetişmiş insan gücünün artırılması konusunda görüş birliğine vardı.
Bununla birlikte, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yapay zeka teknolojilerinin kullanımı da gündeme geldi. Enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılması için yapay zeka çözümlerinin geliştirilmesi desteklenirken, bu sistemlerin kendilerinin de yüksek enerji tüketimine yol açabileceği uyarısı yapıldı. G7 ülkeleri, yeşil yapay zeka ilkelerini benimseme konusunda taahhütte bulundu.
Zirvenin bir diğer boyutu ise gelişmekte olan ülkelerin teknolojiye erişimi oldu. G7, Afrika ve diğer bölgelerde dijital uçurumun kapatılması için 1,2 milyar dolar ek kaynak sağlama sözü verdi. Bu fonun, altyapı projeleri ve eğitim programları için kullanılması planlanıyor. Ancak sivil toplum kuruluşları, bu miktarın yetersiz olduğunu ve vaatlerin takip edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
G7 ülkelerinin yapay zeka ve teknoloji egemenliği konusunda attığı adımlar, Türkiye için de stratejik önem taşıyor. Türkiye, özellikle milli yapay zeka stratejisi ve dijital dönüşüm hamleleriyle bu alanda rekabetçi bir konuma gelmeyi hedefliyor. G7'nin sosyal medya düzenlemeleri konusundaki uzlaşısı, Türkiye'de de benzer yasal düzenlemelerin hız kazanmasını etkileyebilir. Almanak olarak, Türkiye'nin AB ve ABD ile teknoloji transferi ve iş birliği konularında dengeli bir politika izlemesi, hem ulusal güvenlik hem de ekonomik kalkınma açısından kritik görünüyor. Öte yandan, G7 ülkelerinin gelişmekte olan ülkelere yönelik teknoloji yardımı taahhütleri, Türkiye'nin Afrika ve Orta Asya'daki dijital iş birliği projeleriyle paralellik gösteriyor ve bu alanlarda sinerji yaratma potansiyeli barındırıyor.