G7 ülkeleri, nadir toprak elementleri ve diğer kritik minerallerde Çin'e olan bağımlılıklarını azaltmak ve jeopolitik risklere karşı tedarik güvenliğini sağlamak amacıyla yeni bir ittifak kuruyor. Ancak uzmanlar, bu yapılanmanın gelişmekte olan ülkeler için çok az fayda sağlayacağı ve bir 'tüketici kulübü' olarak kalacağı uyarısında bulunuyor.
Çin'in hakimiyetine karşı kolektif adım
Climate Home News'in haberine göre, G7 ülkeleri, enerji dönüşümü ve ileri teknoloji ürünleri için hayati öneme sahip lityum, kobalt, nadir toprak elementleri gibi minerallerde Çin'in pazar hakimiyetini kırmak için bir araya geliyor. Çin, küresel nadir toprak elementleri üretiminin yüzde 60'ından fazlasını ve işleme kapasitesinin yaklaşık yüzde 90'ını kontrol ediyor. Bu durum, Batılı ülkeler için ciddi bir tedarik güvenliği sorunu teşkil ediyor.
Yeni ittifak, üye ülkeler arasında kritik mineral ticaretini kolaylaştırmayı, ortak yatırım projeleri geliştirmeyi ve sürdürülebilir madencilik standartları oluşturmayı hedefliyor. G7 liderleri, mayıs ayında yapılacak zirvede resmi olarak duyurulması beklenen girişimi, 'Minerals Security Partnership' olarak adlandırılıyor. ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Kanada ve Japonya'nın yanı sıra Avustralya ve Güney Kore'nin de katılması bekleniyor.
Gelişmekte olan ülkeler endişeli
Ancak uzmanlar, bu yapılanmanın gelişmekte olan ülkeler için bir 'tüketici kulübü' olma riski taşıdığına dikkat çekiyor. Afrika ve Latin Amerika'daki zengin maden yataklarına sahip ülkeler, ham madde ihracatçısı konumunda kalmak istemiyor. Onlar, madenlerin kendi ülkelerinde işlenmesi ve katma değerli ürünlere dönüştürülmesi için teknoloji transferi ve yatırım talep ediyor. G7'nin ittifakı, bu talepleri karşılamaktan uzak görünüyor.
Kolombiya merkezli danışmanlık şirketi GRI'nin kurucusu Juan Carlos Rojas, "Bu ittifak, gelişmiş ülkelerin kaynaklara erişimini garanti altına alırken, maden sahibi ülkelerin kalkınma hedeflerini görmezden geliyor. Bu, yeni bir sömürgecilik biçimi olarak eleştirilebilir" ifadelerini kullanıyor. Benzer endişeler, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) raporlarında da dile getiriliyor.
Öte yandan, Çin'in bu girişime nasıl yanıt vereceği merak konusu. Pekin yönetimi, nadir toprak elementleri ihracatına kısıtlama getirerek elindeki kozu kullanabileceği gibi, alternatif ticaret blokları oluşturarak Batı'nın çabalarını etkisiz kılmaya çalışabilir. Uzmanlar, rekabetin küresel tedarik zincirlerinde yeni kırılmalara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kritik mineraller açısından önemli rezervlere sahip olmasa da, jeopolitik konumu ve gelişen sanayi altyapısıyla bu gelişmeden etkilenebilir. Özellikle elektrikli araç bataryaları ve yenilenebilir enerji teknolojilerinde dışa bağımlı olan Türkiye, G7 ittifakının tedarik güvenliği politikalarından olumlu etkilenebilir. Ancak, ittifakın dışlayıcı yapısı, Türkiye'nin bu pazarlara erişimini kısıtlayabilir. Türkiye'nin kendi kritik mineral stratejisini oluşturması ve Çin ile AB arasında bir denge politikası izlemesi gerekiyor. Ayrıca, maden zengini Afrika ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmek, Türkiye için alternatif bir yol olabilir.