ABD'de FY27 (2027 Mali Yılı) savunma bütçesi mücadelesi, Kongre'nin Eylül ayında tatile son vermesiyle birlikte resmen başladı. Yasa koyucular, İran'a yönelik ek yardım paketinden üçüncü bir uzlaşı yasası (reconciliation bill) ihtimaline kadar uzanan geniş bir yelpazedeki savunma finansmanı ihtiyaçlarını ele almak zorunda. Bu durum, küresel güvenlik dinamiklerinin hızla değiştiği bir dönemde ABD'nin askeri önceliklerini ve mali kapasitesini test edecek yoğun bir yasama dönemine işaret ediyor.
Kongre'nin Gündemindeki 13 Kritik Savunma Konusu
Kongre üyeleri, tatile girmeden önce FY27 savunma bütçe tasarısının ana hatlarını şekillendirmeye başlamıştı. Ancak Eylül ayında yapılacak oturumlarda ele alınması gereken bir dizi kritik başlık bulunuyor. Bunlar arasında, İran'a yönelik ek askeri yardım paketi (supplemental) en öncelikli konulardan biri olarak öne çıkıyor. İsrail'in Gazze'deki operasyonları ve Hizbullah ile artan gerilimler, Pentagon'un bölgedeki varlığını güçlendirme ihtiyacını gündeme getiriyor.
Bir diğer önemli başlık, üçüncü bir uzlaşı yasasının (reconciliation bill) gerekip gerekmediği tartışması. Uzlaşı yasaları, ABD'de belirli harcama ve gelir kalemlerinin salt çoğunlukla geçirilmesine olanak tanıyor. Savunma harcamalarının bu yolla artırılması, bazı Cumhuriyetçi ve Demokrat senatörlerin desteklediği bir yöntem. Ancak bu, bütçe disiplinini savunanların tepkisini çekebilir.
Kongre'nin önündeki 13 kritik konu arasında; F-35 Lightning II programının geleceği, Columbia sınıfı nükleer denizaltıların finansmanı, ABD'nin Çin'e karşı Hint-Pasifik'teki caydırıcılık stratejisi, Avrupa'daki güvenlik taahhütleri, nükleer modernizasyon programı, insansız hava araçları ve yapay zeka teknolojilerine yapılan yatırımlar, askeri personel maaşları ve konut sorunları, bakım-onarım bütçelerindeki açıklar, Pentagon'un denetim süreçleri, silah stoklarının yenilenmesi ve mühimmat üretim kapasitesinin artırılması yer alıyor.
Uzmanlar, bu konuların her birinin ayrı bir siyasi mücadele alanı oluşturacağını belirtiyor. Özellikle F-35 programı, artan maliyetler ve teknik sorunlar nedeniyle Kongre'de hem savunucuların hem de eleştirmenlerin hedefi durumunda. Benzer şekilde, Çin'in askeri modernizasyonu karşısında ABD'nin Hint-Pasifik'teki varlığını artırma planları, bütçe kısıtlamalarıyla çelişebiliyor.
Bütçe Sürecindeki Siyasi Dinamikler ve Küresel Etkiler
FY27 savunma bütçesi, yalnızca ABD iç siyasetinin değil, aynı zamanda küresel güvenlik mimarisinin de bir yansıması olacak. Rusya-Ukrayna savaşının sürdüğü, Çin'in Tayvan'a yönelik baskısının arttığı ve Orta Doğu'da istikrarsızlığın derinleştiği bir ortamda, Amerikan savunma harcamalarının büyüklüğü ve öncelikleri müttefikler ve rakipler tarafından yakından izleniyor.
NATO müttefikleri, ABD'nin Avrupa'daki taahhütlerinin devamını beklerken, Asya'daki müttefikler ise Çin'e karşı daha güçlü bir ABD angajmanı talep ediyor. Bu iki cephe arasındaki denge, Kongre'deki bütçe görüşmelerinin merkezinde yer alacak. Ayrıca, borç tavanı krizinin gölgesinde, savunma harcamaları ile sosyal programlar arasında yapılacak tercihler, ABD'nin küresel liderlik rolünü doğrudan etkileyecek.
Beyaz Saray'ın İran'a yönelik ek yardım talebi, Orta Doğu'daki Amerikan askeri varlığını ve İsrail'in güvenliğine verilen desteği simgeliyor. Ancak bu paketin Kongre'de onaylanması, İran'la nükleer müzakerelerin geleceği ve bölgesel gerilimlerin seyrine bağlı. Üçüncü uzlaşı yasası ise, Başkan'ın iç politikadaki önceliklerini savunma harcamalarıyla birleştirme çabası olarak görülüyor; ancak bu girişimin başarılı olması, parti içi uzlaşmayı gerektiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin FY27 savunma bütçesi ve Kongre'deki tartışmalar, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren birkaç kritik boyut içeriyor. Öncelikle, Yunanistan'a yapılacak askeri yardım ve Ege'deki güç dengesi, Amerikan bütçesindeki ödeneklerle yakından bağlantılı. Ayrıca, F-35 programına Türkiye'nin yeniden dahil edilip edilmeyeceği veya CAATSA yaptırımlarının kaldırılması gibi konular, Kongre'deki savunma görüşmelerinde gündeme gelebilir. Türk savunma sanayisinin gelişimi ve ABD ile ilişkilerdeki hassas denge, bu bütçe kararlarından etkilenecek. Türkiye, kendi savunma kapasitesini güçlendirirken, ABD'nin bölgesel stratejilerindeki değişimleri de yakından takip etmek durumunda.