Londra borsasında FTSE 100 endeksi vadeli işlemleri, Brent ham petrol fiyatlarının varil başına 90 doların üzerine çıkmasıyla haftaya pozitif başladı. Yatırımcılar, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimin enerji arzını tehdit etmesi ve OPEC+ ülkelerinin üretim kesintilerini sürdürmesi nedeniyle petrol fiyatlarındaki yükselişi yakından izliyor. İngiltere'nin enerji devleri BP ve Shell, vadeli işlemlerde en çok kazanan hisseler arasında yer aldı.
Petrol Fiyatlarındaki Yükselişin Arka Planı
Brent ham petrolü, geçen hafta varil başına 87 dolar seviyesinden 92 dolara kadar yükselerek son altı ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu artışta, İsrail-Hamas çatışmasının yayılma riski ve Yemen'deki Husi isyancıların Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları etkili oldu. Kızıldeniz, küresel petrol taşımacılığının yaklaşık %12'sinin geçtiği kritik bir koridor. Saldırılar nedeniyle birçok denizcilik şirketi rotasını Ümit Burnu'na çevirmek zorunda kaldı, bu da nakliye maliyetlerini ve teslimat sürelerini artırdı.
OPEC+ ülkeleri ise günlük 2,2 milyon varillik gönüllü üretim kesintisini 2024'ün ikinci çeyreğine kadar uzatma kararı aldı. Suudi Arabistan ve Rusya'nın öncülük ettiği bu hamle, arzın sıkı kalmasını sağlayarak fiyatları yukarı yönlü destekliyor. Analistler, küresel petrol talebinin özellikle Asya'da güçlü seyrettiğini ve arz kesintilerinin fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam edeceğini belirtiyor.
Öte yandan, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz politikası da piyasaların odağında. Enflasyonun %4'ün altına gerilemesine rağmen BoE'nin faiz indirimine ne zaman başlayacağı belirsizliğini koruyor. Para Politikası Kurulu üyelerinden gelen açıklamalar, enflasyonun kalıcılığına dair endişelerin sürdüğünü gösteriyor. Faiz oranlarının yüksek kalması, sterlini desteklerken ihracatçı şirketler üzerinde baskı oluşturuyor.
Küresel Piyasalarda Dalgalanma ve Enerji Güvenliği
Petrol fiyatlarındaki artış, küresel enflasyon üzerinde yeni bir yukarı yönlü risk oluşturuyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve ABD Merkez Bankası (Fed) yetkilileri, enerji fiyatlarındaki oynaklığın para politikası kararlarını zorlaştırdığını kabul ediyor. Yüksek petrol fiyatları, başta ulaşım ve üretim olmak üzere birçok sektörde maliyetleri artırarak tüketici fiyatlarına yansıyabilir. Bu durum, merkez bankalarının faiz indirim döngüsünü geciktirebilir.
Kızıldeniz'deki gerginlik, küresel tedarik zincirleri için de ciddi bir tehdit. Dünya ticaretinin yaklaşık %15'i Süveyş Kanalı üzerinden yapılıyor. Saldırılar nedeniyle konteyner taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, Avrupa ve Asya arasındaki ticareti olumsuz etkiliyor. Nakliye şirketleri, rotalarını değiştirerek ek yakıt ve zaman maliyetine katlanıyor. Bu maliyetlerin bir kısmı tüketici fiyatlarına yansıyabilir ve enflasyonu yeniden yükseltebilir.
İngiltere ekonomisi ise teknik resesyondan çıkış sinyalleri veriyor. Son açıklanan GSYİH verileri, ekonominin 2023'ün son çeyreğinde %0,3 büyüdüğünü gösterdi. Ancak büyüme hızı zayıf ve işsizlik oranı %4,2 ile son bir yılın en yüksek seviyesinde. Hükümet, enflasyonu düşürmek ve büyümeyi canlandırmak için vergi indirimleri ve altyapı yatırımları planlıyor. Maliye Bakanı Jeremy Hunt, bütçe açığını kapatmak için harcama disiplinini koruyacaklarını belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını doğrudan artırarak cari açık üzerinde baskı oluşturuyor. Türkiye, enerji ihtiyacının yaklaşık %70'ini ithal ediyor ve Brent fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, yıllık cari açığı 4-5 milyar dolar artırabiliyor. Bu durum, TL üzerinde değer kaybı baskısı yaratırken enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. Ayrıca, Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Avrupa ve Asya'ya yönelik ihracatında lojistik maliyetleri yükseltebilir. Türkiye, enerji arz güvenliğini çeşitlendirmek için TANAP ve TürkAkım gibi projelere yönelerek riskleri azaltmaya çalışıyor.