Londra Borsası'nın önde gelen endeksi FTSE 100, yılın ikinci yarısına satış baskısı altında başlamaya hazırlanıyor. Yatırımcılar, küresel ekonomik yavaşlama sinyalleri ve merkez bankalarının faiz artırımlarının devam edeceği beklentisiyle risk iştahını azaltırken, İngiltere hisse senetlerinde değer kaybı yaşanması bekleniyor. Vadeli işlemler ve opsiyon piyasalarındaki fiyatlamalar, endeksin haftanın ilk işlem gününde yüzde 0,5 ila 1 arasında gerileyebileceğine işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı: Faiz Artırımları ve Resesyon Korkusu
FTSE 100'deki bu düşüş beklentisi, yılın ilk yarısında endeksin yaklaşık yüzde 4,5 değer kazanmasının ardından geliyor. Ancak bu kazanç, özellikle son aylarda artan enflasyon ve İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) agresif faiz artırım politikalarıyla gölgelendi. BoE, geçen hafta politika faizini 50 baz puan artırarak yüzde 5,00'e çıkarmıştı. Bu, Şubat 2008'den bu yana en yüksek seviye. Ekonomistler, faizlerin yıl sonuna kadar yüzde 6,25'e ulaşabileceğini öngörüyor.
Yüksek faiz ortamı, tüketici harcamalarını ve işletme yatırımlarını baskılayarak İngiltere ekonomisini resesyona sürükleme riski taşıyor. JP Morgan ve Goldman Sachs gibi büyük yatırım bankaları, İngiltere'nin 2023'ün ikinci yarısında bir teknik resesyona girebileceği uyarısında bulundu. Bu durum, FTSE 100'deki enerji, madencilik ve finans şirketlerinin kârlılığını olumsuz etkileyebilir. Özellikle Shell ve BP gibi enerji devleri, emtia fiyatlarındaki düşüşle birlikte satış baskısı altında.
Ayrıca, Çin ekonomisindeki toparlanmanın beklentilerin altında kalması ve ABD'de faiz artırımlarının devam edeceği endişeleri, küresel risk iştahını azaltıyor. FTSE 100, uluslararası şirketlerin ağırlıklı olması nedeniyle küresel ekonomik gelişmelere oldukça duyarlı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa Borsaları da Negatif
FTSE 100'deki bu düşüş beklentisi, yalnızca İngiltere'ye özgü değil. Avrupa'nın önde gelen borsaları da benzer bir baskı altında. Almanya DAX vadeli işlemleri yüzde 0,3, Fransa CAC 40 vadeli işlemleri ise yüzde 0,4 ekside seyrediyor. Küresel piyasalarda yatırımcılar, enflasyonla mücadele için faiz artırımlarının devam edeceği ve bunun ekonomik büyümeyi yavaşlatacağı endişesiyle riskli varlıklardan uzaklaşıyor.
ABD'de ise S&P 500 ve Nasdaq endeksleri, teknoloji hisselerindeki düzeltmeyle birlikte haftayı düşüşle kapatmıştı. Fed Başkanı Jerome Powell'ın faiz artırımlarına devam edileceğini yinelemesi, piyasalarda satışları tetikledi. Bu küresel satış dalgası, FTSE 100'ü de olumsuz etkiliyor. Öte yandan, İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılmasının ardından yaşanan ticaret anlaşmazlıkları ve Kuzey İrlanda Protokolü belirsizliği de İngiltere piyasaları üzerinde ek bir baskı unsuru olarak öne çıkıyor.
Özellikle Brexit sonrası İngiltere'nin finans sektörü, AB'ye erişimde yaşanan sorunlar nedeniyle rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya. Londra'nın küresel finans merkezi olarak konumu zayıflarken, Amsterdam ve Paris gibi rakipler daha fazla işlem hacmi çekiyor. Bu durum, FTSE 100'deki banka ve sigorta hisselerini baskılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
FTSE 100'deki düşüş, küresel risk iştahındaki azalmanın bir yansımasıdır ve gelişmekte olan piyasaları doğrudan etkileyebilir. Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkelerde, sermaye çıkışları ve kur baskısı artabilir. Yatırımcıların güvenli liman arayışı, TL üzerinde ek baskı oluştururken, Borsa İstanbul'da da satışlara yol açabilir. Ayrıca, İngiltere ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi küçümsenmeyecek düzeydedir; İngiltere'deki resesyon, Türk ihracatçıları için talep daralması anlamına gelebilir. Önümüzdeki dönemde, küresel piyasalardaki dalgalanmanın Türkiye'nin kırılgan dengeleri üzerinde test edici olması bekleniyor.