PARİS – Fransa'nın merkez sol kanadından siyasetçi Raphael Glucksmann, 23 Ağustos Pazar günü cumhurbaşkanlığı yarışına resmen aday olduğunu duyurdu. Bu hamle, ülkenin bölünmüş sol siyasetinde sertlik yanlısı lider Jean-Luc Melenchon ile güç mücadelesini daha da kızıştırdı. Seçim kampanyasının aşırı sağın giderek daha fazla şekillendirdiği bir ortamda geçtiğine dikkat çeken Glucksmann, 'Fransa'nın ihtiyacı olan şey, korkuya karşı umut, ayrımcılığa karşı dayanışmadır' diyerek sol seçmenlere birlik çağrısında bulundu.
Solun bölünmesi ve Glucksmann'ın çıkışı
Raphael Glucksmann, 2019 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde 'Place Publique' (Kamu Meydanı) hareketiyle yüzde 6,2 oy alarak partisiz bir sol koalisyon kurmayı başarmıştı. Kendisini 'sosyal demokrat ve Avrupa yanlısı' olarak tanımlayan Glucksmann, mevcut hükümetin emeklilik reformu ve göç politikalarına karşı çıkıyor. Ancak en büyük hedefi, La France Insoumise (Boyun Eğmeyen Fransa) lideri Jean-Luc Melenchon'un 'popülist ve otoriter' olarak nitelediği çizgiyi aşmak.
Melenchon, 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde solun en güçlü adayı olmuş, yüzde 21,95 oy alarak üçüncü sıraya yerleşmişti. Ancak o tarihten bu yana partisi içindeki tartışmalar ve aşırı sağdaki Marine Le Pen'in yükselişi, solun birlikte hareket etme kapasitesini zayıflattı. Glucksmann, 'Melenchon'un stratejisi, solun oylarını bölerek aşırı sağa hizmet ediyor. Bizim birleştirici bir sol anlatıya ihtiyacımız var' diyor.
Son anketler, Glucksmann'ın oy oranının yüzde 12 ile 14 arasında seyrettiğini gösteriyor. Bu oran, Melenchon'un yüzde 17-19'luk desteğinin altında kalsa da, Glucksmann'ın merkez seçmenlere ve yeşil partililere ulaşabildiği görülüyor. Siyaset bilimci Sabine Roy, 'Glucksmann, solun Avrupa yanlısı ve ılımlı kanadını birleştirebilir. Ancak seçim sisteminde ikinci tura kalmak için yüzde 20 barajını aşması şart' değerlendirmesinde bulunuyor.
Küresel ve bölgesel yansımalar
Fransa'daki cumhurbaşkanlığı seçimleri, Avrupa Birliği'nin geleceği açısından kritik önem taşıyor. Fransa, Almanya ile birlikte AB'nin lokomotif ülkesi konumunda. Seçim sonucunda aşırı sağın iktidara gelmesi halinde, AB'nin bütünleşme süreci ve ortak göç politikaları ciddi şekilde tehlikeye girebilir. Glucksmann'ın Avrupa federalizmine olan güçlü desteği, Berlin ve Brüksel'de olumlu karşılanıyor.
Öte yandan, Fransa'daki bu siyasi hareketlilik, ABD ve Rusya ile ilişkilerde de belirleyici olabilir. Emmanuel Macron'un merkez sağ politikalarından memnun olmayan seçmenler, kendilerine yeni bir alternatif arıyor. Glucksmann, Ukrayna'ya askeri yardım konusunda net bir tutum sergileyerek, 'Avrupa'nın güvenliği için Rusya'ya karşı kararlılık şart' ifadelerini kullanıyor. Bu söylem, Transatlantik ilişkilerde istikrarın süreceği mesajını veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki cumhurbaşkanlığı seçimleri, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri açısından belirleyici olacak. Glucksmann'ın Avrupa yanlısı ve federalist çizgisi, AB'nin Türkiye'ye yönelik politikalarında sertleşmeye yol açabilir. Ancak Glucksmann'ın göç ve güvenlik konularındaki ılımlı söylemi, Türkiye ile işbirliği kapılarını aralayabilir. Bununla birlikte, Fransa'da aşırı sağın güçlenmesi, Türkiye karşıtlığını artırabileceğinden, Ankara'nın Paris'teki tüm adaylarla yapıcı diyalog geliştirmesi önem arz ediyor. Türk dış politikası, Fransa'nın Akdeniz ve Doğu Akdeniz'deki tutumunu yakından takip ederken, bu seçim sonuçlarının bölgesel güç dengelerine etkisi de izlenecek.