İngiltere ile Fransa arasında Manş Denizi'ni geçmeye çalışan düzensiz göçmenleri engellemek amacıyla imzalanan 660 milyon sterlinlik (yaklaşık 25 milyar Türk lirası) anlaşma kapsamında, Fransız polisine sığınmacılara karşı tazyikli su kullanma yetkisi verildi. Anlaşmaya göre, Fransız çevik kuvvet polisi, kamu düzenini sağlama yetkileri çerçevesinde, göçmenlerin bulunduğu bölgelerde tazyikli su (water cannon) kullanabilecek. Mülteci yardım kuruluşları kararı 'iğrenç' ve 'insanlık dışı' olarak nitelendirirken, insan hakları örgütleri uygulamanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor.
Anlaşmanın arka planı ve ayrıntıları
İngiltere Başbakanı ve Fransa Cumhurbaşkanı arasında Nisan 2026'da imzalanan anlaşma, Manş Denizi üzerinden gerçekleşen düzensiz geçişleri engellemeyi hedefliyor. İngiltere, Fransa'ya bu amaçla 660 milyon sterlinlik bir fon sağlarken, karşılığında Fransız polisinin göçmenleri durdurmak için daha sert önlemler almasını talep etti. Anlaşma kapsamında Fransız polisi, sadece Kuzey Fransa'da değil, aynı zamanda ülke genelinde kamu düzenini sağlama amacıyla tazyikli su kullanma yetkisine sahip oldu. Yetkililer, bu adımın 'göçmen akışını caydırmak' ve 'kamu güvenliğini sağlamak' için gerekli olduğunu savunuyor.
Ancak eleştirmenler, tazyikli suyun özellikle soğuk hava koşullarında hipotermiye yol açabileceğini ve çocuklar, hamile kadınlar gibi hassas gruplar için ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu belirtiyor. Refugee Council adlı yardım kuruluşu, söz konusu uygulamanın 'sığınmacıları hedef alan bir işkence yöntemi' olduğunu ifade ederken, Amnesty International ise kararın 'uluslararası mülteci hukukunun açık bir ihlali' olduğunu vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Manş Denizi geçişleri, yıllardır İngiltere ile Fransa arasında gerilime neden oluyor. 2025 yılında 40 binden fazla kişinin şişme botlar ve küçük teknelerle denizi geçmeye çalıştığı tahmin ediliyor. Bu geçişler sırasında 50'den fazla kişi hayatını kaybetti. İngiltere, göçmenleri caydırmak için daha önce Ruanda ile bir anlaşma imzalamış ve sığınmacıları bu ülkeye gönderme planı yapmıştı. Ancak bu plan, yasal engeller nedeniyle uygulanamamıştı. Fransa ise kendi topraklarında artan göçmen sayısından ve sınır güvenliğindeki zorluklardan şikayetçi. Tazyikli su kullanımı, iki ülke arasındaki işbirliğinin 'sertleştiğini' gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, düzensiz göçle mücadelede benzer baskılarla karşı karşıya. Avrupa Birliği ile 2016 göç anlaşması kapsamında Türkiye, sığınmacıları geri kabul ediyor ancak anlaşma son yıllarda işlevselliğini yitirdi. Fransa-İngiltere anlaşması, göçmenleri caydırmak için 'sert güç' kullanımının Avrupa'da normalleştiğini gösteriyor. Türkiye, bu gelişmeyi kendi sınır güvenliği politikaları açısından dikkatle izlemeli; zira benzer uygulamaların AB-Türkiye sınırında da gündeme gelme riski bulunuyor. Ayrıca, bu tür anlaşmaların insan hakları ihlallerine yol açabileceği ve Türkiye'nin uluslararası hukuktaki yükümlülüklerini zorlaştırabileceği unutulmamalıdır.