İngiltere ile Fransa arasında imzalanan yeni anlaşmanın ardından Manş Denizi üzerinden gerçekleşen düzensiz göç girişimlerine karşı yürütülen operasyonlarda tension yüksek seyrediyor. Son olarak Fransa'nın kuzeyindeki bir sahilde, polis ekipleri ile küçük bir tekneyle açılmaya çalışan göçmenler arasında arbede yaşandı. O anlar, amatör bir kameraman tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, Fransız jandarmasının göçmenleri durdurmak için sert müdahalede bulunduğu, göçmenlerin ise tekneye binmek için direndiği görülüyor. Olay, iki ülke arasındaki göçmen krizine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı
Fransa İçişleri Bakanlığı, İngiltere ile yapılan ve 660 milyon sterlinlik yeni anlaşma kapsamında son üç ayda 185 'küçük tekne geçişi' olayını engellediğini duyurdu. Ancak bu rakamlar, göçmenlerin riskli yolculuklarını caydırmakta yetersiz kalıyor. Sahil güvenlik ekipleri, özellikle hava koşullarının uygun olduğu gecelerde yoğunlaşan geçiş denemelerine karşı devriye sayısını artırdı. Yerel yetkililer, göçmenlerin çoğunun Irak, İran, Afganistan ve Suriye'den geldiğini, bazılarının ise Avrupa içinde daha önce ikamet ettikleri ülkelerden ayrılarak İngiltere'ye ulaşmaya çalıştığını belirtiyor.
Plajda yaşanan arbede, insan hakları örgütlerinin tepkisini çekti. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ve Amnesty International, Fransız polisinin müdahalesinin orantısız olduğunu savundu. Öte yandan Fransa İçişleri Bakanı Gérald Darmanin, polisin yalnızca yasa dışı göçü engellemekle görevli olduğunu, ancak her zaman insani standartlara uygun hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Bakan, olayın ardından idari soruşturma başlatıldığını açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Manş Denizi'ndeki bu kriz, Avrupa Birliği'nin göç politikalarındaki derin çatlakları da gözler önüne seriyor. İngiltere'nin Brexit sonrası sınır kontrolünü tamamen kendi eline alması, Fransa ile olan iş birliğini daha da kritik hale getirdi. İki ülke, göçmen akınını durdurmak için ortak devriyeler ve istihbarat paylaşımı gibi adımlar atmış olsa da, bu önlemler yetersiz kalıyor. Özellikle son dönemde İngiltere Başbakanı Rishi Sunak'ın 'Rwanda planı' gibi tartışmalı politikaları, iki ülke arasında yeni gerilimlere yol açabiliyor. Fransa, İngiltere'nin göçmenleri Kuzey Afrika'ya ya da başka ülkelere gönderme planlarını eleştirirken, İngiltere de Fransa'nın sahil güvenlik önlemlerini yeterli bulmadığını dile getiriyor.
Bu tablo, küresel göç krizinin Avrupa'nın kalbinde nasıl bir insani dram yarattığını bir kez daha hatırlatıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre, 2023'te Manş Denizi'ni geçmeye çalışan göçmen sayısı 29 bini aştı ve bu yolculuk sırasında en az 12 kişi hayatını kaybetti. Uzmanlar, çatışmaların ve ekonomik istikrarsızlığın sürdüğü sürece bu akışın devam edeceğini, dolayısıyla ülkelerin iş birliği yaparak kök nedenlere yönelmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Manş Denizi'ndeki bu gelişmeler, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile göç konusundaki müzakerelerine de ışık tutuyor. Türkiye, halihazırda dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapıyor; Suriye, Irak ve Afganistan'dan gelen göçmenler için önemli bir geçiş ülkesi konumunda. Avrupa'nın göç politikalarındaki belirsizlikler, Türkiye'nin AB ile yaptığı 2016 tarihli göç anlaşmasının geleceğini de doğrudan etkiliyor. Avrupa ülkelerinin göçmenlere yönelik sert önlemleri, Türkiye üzerinden Avrupa'ya yönelen düzensiz göçün yeniden artabileceği endişesini güçlendiriyor. Bu nedenle Ankara, AB'den mali destek ve vize serbestisi gibi taahhütlerin yerine getirilmesini beklerken, aynı zamanda güvenli ve düzenli göç yollarının oluşturulması için daha kapsamlı bir iş birliği çağrısında bulunuyor.