Fransız milyarder Pierre-Edouard Stérin, ülkenin cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir yıldan az bir süre kala parlamento önünde yaptığı ilk açıklamada, “sosyalizm, wokizm, İslamcılık ve göç”le mücadele etmek için serbest piyasa ve muhafazakâr fikirleri iktidara taşımayı hedefleyen “meta-politik” kampanyasını tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Milyarder iş insanı, meclis soruşturma komisyonunda verdiği ifadede, Fransa’nın siyasi ve kültürel gündemini kökten değiştirmeyi amaçlayan bir dizi vakıf ve medya yatırımını ayrıntılarıyla anlattı. Stérin’in planı, “uzun vadeli bir kültür savaşı” olarak nitelendirilen ve aşırı sağ ile muhafazakâr değerleri birleştiren bir stratejiye dayanıyor.
Stérin’in meta-politik stratejisi ve finansman ağı
Pierre-Edouard Stérin, servetini dijital hizmetler şirketi *Sodexo*’nun eski bir yan kuruluşu olan *FastBooking*’in satışından elde etmişti. Şu anda yaklaşık 500 milyon Euro değerindeki kişisel servetinin önemli bir kısmını, muhafazakâr ve serbest piyasa yanlısı fikirleri yaymak amacıyla kurduğu vakıflara aktarıyor. Komisyonda konuşan Stérin, “Amacım, Fransız toplumuna hâkim olan solcu ve ilerici söylemi kırmak. Bunun için eğitimden medyaya, düşünce kuruluşlarından yerel siyasete kadar her alanda varlık gösteriyoruz” dedi. Milyarderin finanse ettiği kuruluşlar arasında, okullarda cinsiyet eşitliği ve çokkültürlülük karşıtı yayınlar yapan *Institut pour la Liberté* (Özgürlük Enstitüsü) ile muhafazakâr değerleri yücelten bir dizi online platform bulunuyor. Stérin, bu yapılanmanın siyasi partilerden bağımsız olduğunu ancak “gerçek bir değişim için toplumsal kabulün şart olduğunu” vurguladı.
Soruşturma komisyonu, Stérin’in ağının 2022’den bu yana yaklaşık 150 milyon Euro’yu muhafazakâr projelere aktardığını, bu fonların büyük bölümünün Fransa’nın güneyinde yer alan bir dizi düşünce kuruluşu ve medya şirketine gittiğini tespit etti. Özellikle, göçmen karşıtı ve İslam karşıtı söylemleriyle tanınan *Riposte Laïque* (Laik Tepki) adlı oluşum, Stérin’in en büyük bağışçıları arasında yer alıyor. Milyarder, “Fransa’nın laiklik ilkesini korumak, İslamcılığın yükselişine karşı en önemli savunma hattıdır” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, Stérin’in söylemlerinin Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik (RN) ile büyük ölçüde örtüştüğünü gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa’da aşırı sağın finansmanı
Stérin’in itirafları, Avrupa genelinde aşırı sağ ve muhafazakâr popülist hareketlerin finansmanı konusunda yeni bir tartışma başlattı. Fransa, Macaristan ve Polonya’da benzer ağların varlığı bilinirken, Stérin’in modeli “özel sermaye ile ideolojik dönüşüm” olarak adlandırılıyor. Siyaset bilimci Prof. Dr. Jean-Claude Monod, “Stérin’in stratejisi, klasik siyasi partilere alternatif olarak sivil toplum ve medya aracılığıyla toplumsal algıyı değiştirmeyi hedefliyor. Bu, ABD’deki sağcı düşünce kuruluşlarının Avrupa versiyonu” değerlendirmesinde bulundu. Stérin’in fonları, sadece Fransa’da değil, Belçika ve İsviçre’de de benzer girişimleri destekliyor. Uzmanlar, bu tür meta-politik kampanyaların Avrupa’daki seçim sonuçlarını doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Fransa’da 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik yapılan anketler, aşırı sağın oy oranının %35’e yaklaştığını gösteriyor. Stérin’in açıklamaları, bu yükselişin arkasında organize bir finansman ağı olabileceği şüphesini güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Stérin’in kampanyasında İslam karşıtlığı açık bir hedef olarak belirtiliyor. Bu durum, Fransa’nın Türkiye ile ilişkilerinde öteden beri var olan gerginlikleri derinleştirebilir. Stérin’in desteklediği *Riposte Laïque* gibi oluşumların Türkiye karşıtı söylemleri, Fransız siyasetinde İslamofobik bir dilin kurumsallaşmasına katkıda bulunabilir. Öte yandan, Türkiye’nin Avrupa Birliği süreci ve NATO müttefikliği bağlamında, Fransa’da iktidara yakın aşırı sağ çevrelerle ilişkiler daha da karmaşık hale gelebilir. Stérin tipi meta-politik girişimler, küresel sağ popülist dalganın bir parçası olarak Türkiye’nin uluslararası itibarını etkileyebilecek bir gelişmedir.